Sahilde Kafka Pdf Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir "düzenek" gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibipeşindedir... Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.Sahilde Kafka, 21. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami'den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.2005; Yılın En İyi 10 Romanı, New York Times2006; World Fantasy Ödülü2006; Franz Kafka Ödülü'

Sahilde Kafka Pdf

Kafka Tamura on beş yaşına girdiği gün evden kaçar. Uzun zamandır planladığı bu kaçışın nedeni babasının yıllar önce dile getirdiği uğursuz kehanettir. Ama babasının bir "düzenek" gibi içine yerleştirdiği kehanet gölge gibipeşindedir... Kafka ilk kez aşkı ve tutkuyu yaşarken gizemli bir cinayetle kehanetin ve kaderinin düğümleri çözülmeye başlar.Sahilde Kafka, 21. yüzyıl edebiyatına damgasını vuran, kitapları bağımlılık yaratan kült yazar Haruki Murakami'den, hayatın yavan gerçekliğine karşı büyülü bir dünyanın kapılarını açan bir roman.2005; Yılın En İyi 10 Romanı, New York Times2006; World Fantasy Ödülü2006; Franz Kafka Ödülü'

Sahilde Kafka kitabı Okuduğum en güzel kitap listesinde yer almaktadır.

Sahilde Kafka Pdf

Sahilde Kafka İncelemesi

“ Ormandayken yağan yağmur, denizin üzerine yağan yağmur, otobanda yağan yağmur, kütüphanenin üzerine yağan yağmur, dünyanın öteki ucunda yağan yağmur…”

Uzakdoğu edebiyatını ve daha genel olarak, kültürünü, pek iyi tanımıyorum. Nedeni, doğduğum ve yaşadığım coğrafya, daha çok batı kültüründen etkilenmiş olduğu için. “ İnsan dediğin, elbette bir ölçüde doğduğu yerin bir ürünü oluyor. Düşünce tarzı, duyguları, yaşama şekli, sanırım coğrafi şekillerle, iklimlerle, rüzgarın yönüyle, bağlantı oluyor.” Bilmediğimden, uzakdoğu kültürü ilgi alanımda ve fırsat buldukça bir şeyler öğrenmeye çalışıyorum.

Sahilde Kafka bu anlamda bir adımdı, Haruki Murakami merak ettiğim ve okumak istediklerimin arasındaydı, fakat hangi kitabından başlayacağımı karar veremiyordum. Kitap hakkında düşüncelerimi yazmadan önce, neden bu romanı okumaya karar verdiğimi anlatmak istiyorum.

27 Mart 2016 tarihinde neredeyse on beş yılı aşkın görmediğim ilk iş yerimin çalışma arkadaşlarıyla buluştum. Heyecanlı bir buluşmaydı, geçen zaman içinde pek çok şey yaşanmış ve anlatılacak çok konu vardı, hepimiz birden konuştuğumuz ve birbirimizi dinleyemediğimiz anlar dahi oldu…Buluşma sonrasında, yedi kızdan oluşan grubumuz, telefonlar aracılıyla gündelik notlarla haberleşmeye devam ettik ve ediyoruz. Nisan ayın içinde , grupça, ortak bir kitap okumayı kararlaştırdık, herkes öneride bulundu ve grubumuzun kalbi Fulya çekiliş yaparak, grubun neşesi olan Müge’nin önermiş olduğu Sahilde Kafka kitabının kuradan çıktığını açıkladı. İşte bu yeni teknolojik gelişmeler sayesinde bazan böyle güzellikler yaşanabiliyor. Pek çoğumuz kitabı edindik, fakat devreden henüz iki kişi olduk, ben ve Fulya. Her kitabın okunması için doğru zaman olduğuna inanıyorum ve umuyorum ki grubumuzun diğer üyeleri de bu zaman geldiğinde kitabı okur ve bir araya geldiğimizde konuşacak ortak bir konumuz daha olmuş olur.

Sahilde Kafka romanını bir cümleyle özetlemem gerekiyorsa; Gizemli ve egzotik bir masal derim, tam olarak çözemediğim, fantastik unsurları taşıyan, karmaşık bir eser.

Kitabın ana teması, daha doğrusu benim anladığım tema; “İnsan kaderini değil, kader insanı seçer” yani, her insanın amacını yerine getirmesi için, bir kaderi var olduğunu anlatmak

Son cümlemle, yazar- okur arasında çok özel bağ oluştuğunu ve farklı okurlarda, aynı metinler, değişik algılamalara neden olduğu gerçeği aklımdan geçti yine. Bu çok doğal gayet tabii ki, okuduklarımızı, kendi düşünce prizmamızla, yaşadıklarımızla, tecrübelerimizle ve hayat görüşümüzle bir şekilde harmanladığımız için.

Romanında , benim algıladığım ana düşünceyi, “ Çok küçük şeylerde bile, dünyada hiçbir şeyin tesadüfen olamayacağı...” okurlara aktarabilmek için Murakami iki karakter seçmiş, ilki on beş yaşında evini terk eden bir çocuk Tamura Kafka, diğeri ise pek çok yönde desteğe ihtiyacı olan zihinsel engeli olan, kedilerle sohbet edebilen ve gökten balık yağmuru yağdıran yaşlı bir adam Nakata. Her iki kahraman çok sıra dışıydı ve amaçlarını yerine getirmek için yaptıkları fiziksel ve metafiziksel yolculukları ilgiyle okudum.

Aslında bu tür romanları, bu tür derken; mekanı, zamanı olmayan, belirgin bir hikayesi olmayan, metaforik romanları okumakta zorlanıyorum, fakat bu kitapta anlatılan tüm gerçek dışı olaylarını çok doğal hissettim. Murakami açıkça kitap boyunca metafordan bahsediyor ve bunun amacı, okuyucuyu geleneksel düşünce ve okuma yaklaşımlarından kurtarmak, ya da bende böyle bir izlenim oluştu. Kitabı okudukça tüm açıklanamaz şeyler , metaforlar, benzetmeler veya soyut kavramlar, yaşamın kendisinin gerçeküstü olduğunu düşündürttü bana.

Kitapta diğer hoşuma giden yön ise karakterler; Oşima, Albay Sanders, Saeki Hanım, Sakura, Hoşino,Sörfçü, iç ses Karga…Ben onları hayalimde canlandırabildim.

Hayalimde canlandırabildiğim kahramanları ve sahneleri olan romanları okumayı seviyorum. Kitapta anlatılan ormanı çok sevdim misal, âdeda Tamura Kafka ile birlikte geziniyormuşum gibi ve onun hissettiği heyecan ve korku dolu anları ben de hissedebildim. Galiba Nobel ödülü hakikaten hak edenlere gidiyor, en azında okuduğum tüm bu ödüllü alan yazarlar hakkını ziyadesiyle vermişlerdi.

Komura kütüphanesi de hayalimde canlandı “ kimsenin olmadığı sabah saatlerinde, kütüphanenin o hali beni bir hayli etkiliyordu. Tüm sözcükler ve düşünceler sakin sakin dinleniyordu orada.” Ne kadar uzun zamandır bir kütüphanede kitap okumak için bulunmadığımı anımsadım… Tamura Kafka ise şöyle diyor; ;“ Kütüphane ikinci evim gibiydi. Hatta kütüphane benim gerçek evim gibiydi belki de.”

Saeki Hanımı hayalimde görebildim, elinde “kalın Mont Blanc dolmakalemi”, Oşima’yı da gördüm, kusursuz giyimiyle, gözlükleri, uzun siyah sacları, elinde her zaman yeni sivriltilmiş kurşun kalemini çevirirken…

Romanda pek çok şey, tamamlanmamış, bana göre tabii ki , eksik kalmış olsa da okumaktan keyif aldım. Hayat da öyle değil midir, hep bir şeyler eksik ve tamamlanmamış kalacak…

Kitabın müziği mi ? Tabii ki Beethoven - Arşidük Üçlüsü , daha önce hiç dinlememiştim, klasik müziğe çok çok fazla ilgim olmasına rağmen.

Haruki Murakami bir daha okur muyum bilemiyorum, sanki okumam gibi geliyor şu anda, yine de onu tanımak güzeldi, hayal gücüne hayran kaldığımı söyleyemeden noktalayamıyorum bu kitap incelememi, ben de Yazara katılıyorum “ hayal gücünden eksik insanlar, boş insanlar” oldukları konusunda. Murakami’nin bu tavsiyesini sevdim, benimsedim ve satırlarımı okuyanlarla paylaşıyorum

“Kendine güven. Soluklarını düzenle, kafanı düzgün çalıştır. Bunu yapabilirsen sorun kalmaz. Ama çok temkinli olmalısın.”

Sahilde Kafka Pdf

Sahilde Kafka Okuyucu Yorumları

Yorum-1

Kitabı bitirdiğim tarihten bu yana yazacağım yorumu düşünüyorum.Diyeceksiniz ki nasıl yani?En iyisi tahlilini kesinleştirmiş olduğum noktalardan başlayayım anlatmaya.Öncelikle Haruki Murakami'nin yazı tarzına bayıldığımı belirtmek isterim.Alışık olduğumuz Amerikan ya da Avrupa ülkelerinden bambaşka bir yerde geçen hikayede Japonya'nın kentlerine bir çırpıda sizi alıp götürmeyi başardığı gibi, kültürüne de hiç yabancılık çektirmemişti. Başta birbirinden bağımsız gibi görünen hikayelerin kesişme anına kadar hiçbir şekilde bunalmadığınız gibi o anı iple de çektirmeyi başarmıştı.Karakterlerin hepsi kendi içinde ilginç simalardı. Olay ise... İşte sanırım mevzu da olay da... İlgisini çeken herkesin okuduğu gibi 15 yaşındaki oğlumuz Kafka Tamura, planlı programlı bir şekilde yıllar boyunca kendisini bu yaş döneminde evden kaçmaya ayarlamış ve o gün gelince de saniye kaybetmeden aklındaki kaçışı hayata geçirmiş, yaşına göre bilgi ve bedensel olarak gelişmiş bir genç. Yollara düşer ve Kafka'nın macerası başlar.Diğer yandan ise savaş döneminde bir dağ köyündeki okul gezisi sırasında tüm öğrencilerin bir anda bayılmasıyla başlayan olayların araştırma süreci işlenir. Kitabı sınıflamam gerekse hangi kategoriye koyacağım konusunda kesinlikle bir fikre sahip değilim. Macera mı, fantastik mi, bilim kurgu mu, romantik mi, drama mı?? Sanki hepsinden azar azar vardı gibi. Yazarın kahramanları kanalı ile dillendirdiği entellektüellik düzeyi beni romanda en çok etkileyen yandı. Ama onun dışında birbirine geçen olaylar ve geri planında işlenen doğa üstü kurgu (en doğru tabir bu gibi geldi) bende yarım kalmışlık tadı bıraktı. Sanki okuyucunun anlaması beklenerek ucu açık bırakılmış noktalar eksiklik hissi yaratmıştı. Ve üzerinde kaç gündür düşünmeme rağmen aklımda hala soru işaretli bölümler (spoiler vermemek adına şimdi açıklayamayacağım) var. Geriye dönüp baktığım zaman bu romanla ilgili içimde sadece hüzün hissediyorum. Bir de yazarın kaleminin, tüm olumsuz eleştirilerime rağmen, çok kuvvetli olduğu ve ne yazarsa yazsın akıcı üslubunu koruyabileceği düşüncesi.

Yorum-2

Kitabı okurken ilk başladığım anda içimde oluşan duygular ile bittiği anda oluşan duygular maalesef çok farklı, maalesef okumam zevk olarak içimde biraz azaldı. Yazarın gelişme bölümünde çok çok fazla oluşturduğu soru işareti ile finalde aldığımız hatta alamadığımız cevaplar sayesinde sanki "Lost" dizisini tekrardan izledim ve o finali hatta son 1-2 sezonunu izledikten sonra içimde oluşan hoşnutsuzluğu tekrardan yaşadım diyebilirim. Kitabı çok beğendim ama beğendiğim kadar da hiç beğenmedim.

Murakami, romanında birçok konu dalı ve göndermeler ile tempoyu hep yüksek tutuyor ama final bölümünde artık bana göre özellikle de son 100 - 150 sayfada tempo bariz bir şekilde irtifa kaybediyor ve bu durumu hissederek okuyoruz. Yazarın romanın sonunu okuyucuya bırakma fikri bir yana atılan düğümlerin, oluşan şoru işaretlerinin ve kullanılan metaforların tam olarak netleştiğini ben dahil bana göre kimse söyleyemez; hatta Murakami de kitabın tam olarak anlaşılması için birkaç kere okunması gerektiğini söylemiş; okuyacak mıyım tabii ki de hayır; ama diğer Murakami kitaplarını kesinlikle okuyacağım.

Roman içindeki kedi bölümleri bir kedi manyağı olarak çok hoşuma gitti ve içimdeki kedi sevgisi daha da bir pekiştirildi diyebilirim özellikle de sokak kedileri hakkında Murakami'nin verdiği birkaç mesaj da çok iyi idi ve keşke herkes sokaktaki canların farkında olabilse diye düşünüyorum. #7274601 />

Karakterlerin hepsinin tamamen orijinal olduğu ve çok kuvvetli kişiliklerinin olduğu bariz bir şekilde belli oluyor özellikle de Nakata, hakkında oturulup uzun uzadıya konuşulacak bir karakter, bir kitap karakteri ancak bu kadar sevimli, içten ve sempatik olabilirdi; aynı şekilde de Hoşino karakteri ayrı bir güzel ve her insana bu şekilde bir arkadaş lazım dedirtecek cinsten. Roman içinde tek beğenmediğim karakter baş karakterimiz Kafka Tamura oldu; tamam 15 yaşında bir ergen ama bir insan bu kadar cinselliğe yatkın bir şekilde sürekli bilmem neresini defalarca okuduğumuz kişi olmamalı diye düşünüyorum. Biraz havada kalan sonu ve bu durum ile beraber romanın beğenmediğim tek tarafı ve beğendiğim kitaplara eklemememin tek sebebi.

Roman boyunca içinde geçen tüm yer isimleri ve kişi isimlerini Google'a sorma gereği duydum ve okurken de içindeki müzikleri dinleyerek okudum, Youtube üzerinde kitap içindeki şarkılar için güzel bir playlist de mevcut.

Son olarak çevirmen Hüseyin Can Erkin'i buradan kendimce tebrik etmek istiyorum. Çeviri o kadar başarılı o kadar iyi ki ilk kez bir çeviriyi bayıldığımı belirterek yorumluyorum özellikle de Nakata çevirisi çok çok başarılı.

Yorum-3

Haruki Murakami'nin kitaplarını bir senedir her yerde görüp duymaya başlayınca nasıl olduğunu merak edip küçük bir araştırmanın ardından Sahilde Kafka kitabını sipariş etmiştim. Bu yaz okumayı planladığım kitaplar arasında okumak için en heyecan duyduğum kitaplardan biri buydu.

Giriş kısmını çok sevdim, yazarın farklı bir tarzı olduğu anında fark ediliyordu. Okumaya devam ettikçe de ne kadar akıcı bir üslubu olduğunu fark ettim. Kitap kısa kısa bölümlere ayrılmış ve dönüşümlü olarak 3 farklı olayı anlatıyor. Benim ilgimi başlangıçta bunlardan sadece bir tanesi çekmişti. Yaklaşık 100 sayfa sonra okumaktan kesinlikle haz etmediğim bazı kısımların olduğunu gördüm. Okuyacağım kitapları seçerken ahlak anlayışıma ters düşen kitapları almamaya özen gösteriyorum çoğunlukla ama bu kitabı seçerken çok güzel bir araştırma yapamamış olduğumu gördüm. Tabii bende okuma hevesi kalmadı, okumaya ara ara devam etsem de fazla bir ilerleme kaydedemedim hayliyle.

Uzunca bir süre kitabı almadım elime ama İngilizce versiyonunu aldığımdan fiyat olarak normalden fazla olduğu için biraz vicdan yaptım ve dün kararlı bir şekilde kitabı elime aldım. Sonuç: iki günde yaklaşık 400 sayfa okuyup kitabı bitirdim.

Bahsettiğim ahlak anlayışıma ters düşen, özellikle Oedipus hikayesinin bir benzerinin kitapta geçmesi her ne kadar okumayı güçleştirse de sanırım İngilizce olduğu için bunu kısmen görmezden gelebildim ve yazarın oluşturduğu o dünyaya dalmayı başardım.

Murakami'nin gerçekten güçlü bir kalemi var. Riskli bir konu seçmiş, evet herkese hitap etmeyebilir ama sevenleri için harika bir kitaptı diyebilirim. Yoksa bu kadar kısa bir sürede bitirmem olanaksız olurdu. Kore ve Japonların fantastik hikayelerine bayılan biri olarak bu kitabı da sevdim elbette. Yazarın sevdiğim bir diğer yanı da başka kitaplara göndermeler yapması oldu. Özellikle kitapta Natsume Soseki'nin Botchan'ını, Hemingway ve Dickens'ın adını duymak beni sevindirdi. Sonunda kitabın biraz da Fringe'e bağladığını söylemekte fayda var.

Yazara bir şans daha vereceğim umarım bu sefer yüzümü tamamen güldürür...

Yorum-4

Sahilde Kafka fantastik olaylar içeren aynı zamanda etkileyici bir roman. Kafka Tamura adlı 15 yaşında bir ergenin kaderle çarpışırken kendi benliğini bulması ve oluşturmasını konu alıyor da diyebiliriz. Oşima, Saeki Hanım, Nakata gibi bir az garip, hatta gerçeklikten kopuk karakterlerin de hayat hikayesinin yer aldığı romanda beni en çok etkileyen Saeki Hanım karakteri oldu. Sanki Murakami yarım kalmış insanların öyküsünü romanına konu etmiş. Bir az psikolojik ve bol metafor içeren bir roman hem de. En çok sevdiğim yanı Beethoven, Schubert, Haydn gibi klasik besteciler üzerine yapılmış yorumlar oldu söyleyebilirim. Ayrıca Murakami'nin antik Yunan trajedilerinden etkilendiği kanısındayım. Kral Odipus' tan verdiği alıntılar buna bir örnek.

Yorum-5

Murakami'nin bu okuduğum üçüncü kitabı. Kitaplarında sanki bir klasik müzik dinleme etkisi uyandırıyor bende. Romanın sıradışı kurgusu içinde bir yükselip bir alçalıyor hissi var. Bu romanını okurken olayların gelişiminin bana, bir Stephen King kitabı izlenimi verdiğini de söylemek istiyorum. Son olarak Hüseyin Can Erkin'in mükemmel çevirisi için teşekkür etmekte boynumuzun borcu.

Yorum-6

Murakami'nin bu okuduğum üçüncü kitabı. Kitaplarında sanki bir klasik müzik dinleme etkisi uyandırıyor bende. Romanın sıradışı kurgusu içinde bir yükselip bir alçalıyor hissi var. Bu romanını okurken olayların gelişiminin bana, bir Stephen King kitabı izlenimi verdiğini de söylemek istiyorum. Son olarak Hüseyin Can Erkin'in mükemmel çevirisi için teşekkür etmekte boynumuzun borcu.

Yorum-7

Haruki Murakamı, Japonya tarihinin efsunlu ikliminden de yararlanarak masalsı bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Kitap içerisinde sıklıkla felsefi kavram ve kişilerden bahsediliyor oluşu ve romanı oedipus karmaşası üzerinde bir kehanetten yola çıkarak yazmış olması romanı daha bir ilginç hale getiriyor. Özellikle kehanet huzursuz edebilir sizi.

Kafka Tamura on beş yaşında liseli ve yalnız bir genç arada ona eşlik eden Karga adlı delikanlı var ki bu kendi bilişsel dünyasının yansıması.( Bu arada Kafka isminin Çek dilinde karga anlamına geldiğini kitap sayesinde öğrenmiş oluyoruz)

Nakata Amca bildiğimiz Anadolu evliyalarından. Bir denizde yürümediği kaldı. Saf ve dünyadan arınmış haliyle Nakata Amca’yı okumak gerçekten eğlenceliydi ve tabi ki onun yol arkadaşı Hoşino’yu tanımak da öyle.

Kafka ve Nakata Amca’nın Tokyo’nun Nakano semtinde başlayan ve Şikoku şehrinde birleşen yolculuklarını ayrı öyküler olarak okuyorsunuz. Akla hayale gelmez olaylar örgüsü içinde ortaya çıkan karakterler de cabası. bilincini yitiren on altı çocuk, gökten yağan balıklar ve sülükler, ölü kedilerin ruhundan kaval yapmaya çalışan bir heykeltıraş, Kentucky Fried Chicken’ın ambleminde yer alan beyaz sakallı Albay Sanders ve ormanların derinliğinde kaybolan iki asker.

Kitabı tıpkı Kafka Tamura gibi zihin bulanıklığı içinde okudum, olaylar, rüyalar, zihni kopuşlar kahramanların gel gitleri arasında farklı dünyalara açılan resimler zihnimi bir haylı zorladı.

Kitabın özünde şekillenen ana konulardan biri de roman içinde bahsedilen Limbo kavramının anlatılışı yani canlılar ve ölüler dünyası arasında kalan ara mekan. Silik ve yalnızlığın hakim olduğu bir yer. Kafka Tamura ve Saeki Hanım kitap boyunca bu hissi uyandırıyor zaten. Özellikle Kafka Tamura, Saeki Hanım ve Oşima arasında geçen diyaloglar varoluşu sorgulayıcı nitelikte.

Murakami’nin roman içinde sıklıkla modern dünyanın gözde markalarına yer veriyor oluşu ( son model arabalar, giyim ve gıda sektöründe öne çıkan marka ve firma adları gibi) çağımız insanın yalnızlığını makyajla güzelleştirmeye çalıştığı izlenimi uyandırdı bende. Doyum had safhada fakat karakterler son derece bezgin ve ölüme yakın haldeler. Nakata Amca’yı hariç tutuyorum bu tesbitten ki zaten o da bir bakıma geleneği yani geçmişi ifade ediyor doğayla uyum içinde ve sade yaşantısıyla.

Ve son olarak Murat Menteş severler bu romanı okuduklarında şunu söyleyebilirler Murat Menteş kitaplarını yazmadan önce Murakami’yi bolca okumuş olmalı. Özellikle kedilerin konuşması ve kitaba ismini veren Sahilde Kafka’’nın bir şarkı adı oluşu ve Murakami’nin sıklıkla film adları ve şarkılardan bahsediyor oluşu bu hissi uyandırdı bende.

Güzel izlenimler edinerek heyecanla elime aldığım roman, beni az biraz hayal kırıklığına uğratmış olsa bile köklü Japon kültürüne dair yeni bilgiler edindirmesi, yazarın hayal dünyasının zenginliği ile okumaya değer bir roman. İyi okumalar.

Yorum-8

Kitapla ilgili zihnimde bir cok cumle savrulup duruyor ve buraya yazmak icin toparlamakta zorlaniyorum.

Anlatim tarzi, kurgu sekli ve okuyucuya aktardigi entellektuel bilgi yonuyle kesinlikle cok begendim. Uzak oldugumuz bir kulturu bize cok dogru cevirerek keyifle okumamizi saglayan tercuman ve yayin evine de tesekkur ediyorum.

Ancak yarisindan sonra iliski kurabildigim iki ayri kitaptan olusan, etkileyici, buyulu bir masal okudum. Son sayfalara kadar heyecanini kaybetmeyen, metafizik kurguyla, ucu acik birakilan her seyde oldugu gibi eksiklik duygusu olusturan bir seruvendi.

Dogaustu cok ilgimi cekmez fakat yazarin zenginliginden faydalanmak icin diger kitaplarini da okumayi istiyorum. İlgilenenlere keyifli bir okuma dilerim.

Yorum-9

Bir kitabın yazarının Haruki MURAKAMİ olduğunu bilmek o kadar basit ki . Eğer müzik , balık , kedi , kitapta açıklanamayan olaylar karmakarışık bir hikaye , doğaüstülükler . insan psikoloji ve düşünceleri , tarihi seyler , sporve elbet mantık sınırlarını zorlamasına rağmen olaylar bağlanmasına rağmen anlaşılmayan son ... bu kitapta kendinizi bulacağınız elbet biri var . rahatlıkla bunu söyleyebilirim . kütüphanede kitap okuyan bir sen bulacaksın yada kedi seven bir sen , spor yapan bir sen , yağmur altına çıplak ıslanan bir sen . ve kafka on the shore şarkısını dinlemeyi arzulayan bir sen . eğer pişman olmayı sevmiyorsanız açıp okuyun .

Yorum-10

Bu kitabı okurken insan puslu bir havada gezintiye çıkmış gibi oluyor. Ya yolu iyi tanıyacaksınız ya da iyi bir kılavuzunuz olacak. Haruki Bey kaliteli bir yazara göre fazla içine kapalı. Sırf zaman öldürmek adına bu kitabı okuyacaklara tavsiyem vazgeçmeleri yönünde, gerçekten ilgisini ve zamanını ayıracak insanlar tercih etmeli

Sahilde Kafka Kitabından Alıntılar

Alıntı-1

"İnsan kendisinin eksik bir parçasını bulmak umuduyla aşık olur. O yüzden de, aşık olduğu insanı düşünürken, az ya da çok hüzünlenir."

Alıntı-2

“İnsan bir şeyleri ne kadar isterse istesin, o şeyler asla kendiliğinden çıkıp gelmez. İnsan bir şeylerden özel olarak uzak durmaya çalıştığında ise, o şeyler kendiliğinden insanın üzerine üzerine gelir.”

Alıntı-3

Dün akşam çok iyi anladım, anlamı olmayan şeylerde anlam aramaya kalkmanın zamanımı boşa harcamak olacağını..

Alıntı-4

Çoğu insan kedi denince, gün boyunca bir gölge bulup keyif çattığımızı, iş güçle uğraşmadan rahat bir yaşam sürdüğümüzü sanıyor, ama kedilerin yaşamı o kadar da toz pembe değil. Kediler güçsüz, kolayca yaralanan canlılardır. Ne kaplumbağalar gibi sert bir zırhımız ne de kuşlar gibi kanatlarımız var. Köstebekler gibi toprağa dalamaz, bukalemunlar gibi rengimizi değiştiremeyiz. Kedilerin her gün ne tür acılara maruz kaldığını, boşu boşuna bu dünyadan göçüp gittiğini insanların çoğu bilmez.

Alıntı-5

İster gay olsun ister lezbiyen, ister heteroseksüel ister feminist, ister faşist bir domuz ya da komünist, isterse Hare Krishna'cı olsun. Ne olduğunun önemi yok. Elinde hangi bayrağı salladığının hiçbir önemi yok. Benim tahammül edemediğim içi boş tipler... hayal gücünden yoksun, sığ ve hoşgörüsüz bir yaşam, parazitlerinkinden farksızdır. Ev sahibini değiştire değiştire, kendileri de şekil değiştirirler... ben öyle tiplerin şu kapıdan girmelerini dahi istemem açıkçası.

Alıntı-6

Yerine göre, kader dediğimiz şey, dar bir yerde bir yerde sürekli yönünü değiştirerek dönüp duran bir kum fırtınasına benzer. Sen de kurtulmak için ayağını bastığın yeri değiştirirsin. Bunun üzerine fırtına da sana ayak uydurmak için yönünü değiştirir. Bir kez daha bastığın yeri değiştirirsin. Tekrar tekrar, sanki şafaktan hemen önce ölüm tanrısıyla yapılan uğursuz bir dans gibi aynı şey tekrarlanıp gider. Neden dersen, o fırtına uzaklardan çıkıp gelmiş herhangi bir şeyden farklıdır da ondan. O fırtına aslında sensindir. O yüzden yapacağın tek şey teslim olup ...fırtınanın içinden geçmektir.

... Yalnız tek bir şeyden emin olacaksın. O fırtınanın içinden geçtikten sonra, fırtınanın içine ayak attığındaki kişi olmayacaksın artık,aynı kişi olmayacaksın.

Alıntı-7

"Gözlerini kapatman, hiçbir şeyi değiştirmez.

Gözlerini kapattın diye, hiçbir şey silinip gitmez. Bu bir yana, gözlerini bir sonraki açışında her şey daha da kötüleşir. Biz işte böyle bir dünyada yaşıyoruz, Nakata.

Adam gibi gözlerini aç!

Göz kapamak, korkakların işidir.

Gerçeklere göz yummak çok alçakçadır.

Sen gözlerini kapatıp kulaklarını tıkasan bile zaman akmaya devam eder.

Emin adımlarla."

Alıntı-8

"Bak, Kafka Tamura, belki de dünyadaki hiç kimse özgürlüğü arzulamıyordur. Arzuladıklarını sanıyorlar sadece. Her şey bir ütopya. Eğer ellerine özgürlük gerçekten geçecek olsa, çoğu insan ne yapacağını şaşırır. Bunu aklında tut. İnsanlar aslında özgürlüklerinin kısıtlanmasından hoşlanırlar."

Alıntı-9

İnsan kendisinin eksik bir parçasını bulmak umuduyla aşık olur. O yüzden de, aşık olduğu insanı düşünürken, kişisine göre değişmekle birlikte, az ya da çok hüzünlenir. Çok eski bir zamanda kaybettiği, özlemle andığı, uzaklarda kalan bir odaya adımını atmış gibi hislere kapılır.

Alıntı-10

Şu dünyada insanlar can sıkıcı olmayan şeylerden bıkarlar. Bıkmadıkları şeyler ise çoğunlukla can sıkıcı şeylerdir. Bu her şeyde böyle olur. Benim sıkılmaya harcayacak zamanım var, ama bir şeylerden bıkmaya harcayacak zamanım yok.

Sahilde Kafka Pdf indir

Made with Adobe Slate

Make your words and images move.

Get Slate

Report Abuse

If you feel that this video content violates the Adobe Terms of Use, you may report this content by filling out this quick form.

To report a Copyright Violation, please follow Section 17 in the Terms of Use.