Bir Yürek Dolusu Doğa 2017

ÖNSÖZ

Dönem başında proje alacağımız dersleri seçerken, seçimimi -birçok arkadaşımdan farklı olarak- not yükseltmek amacıyla değil, ilgi duyduğum alanda kendime birşeyler katmak amacıyla yaptım. Çok küçük yaşlardan beri okuma ve yazmaya, daha geniş bir anlatımla edebiyata olan ilgimden dolayı projemi Türk Dili ve Edebiyatı dersinden almaya karar verdim. İlk dersimizden itibaren bende çok güzel izler bırakan ve kendisinden ilham aldığım Özcan Hocamın da seçimimde etkisi oldu. Her ne kadar seçimimi bu sebeplerle yapmış olsam da ilk sınav sonucunda projemin not yükseltmek amacı da taşıyacağını fark ettim, ne yazık ki.

Sonrasında projemin konusunu "Fotoğraflarda, şiirlerde, yazılarda 'tabiat sevgisi' temasının işlenmesi" olarak belirledim. Edebiyatla hep iç içe olmamın annemden görerek kazandığım bir özellik olduğunu düşünürüm; fotoğrafçılık ise babamın ilgili olduğu bir sanat dalıdır ve her zaman benim de ilgimi çekmiştir. Özellikle, proje kapsamında inceleyeceğim doğa fotoğraflarından çok hoşlanırım. Bu sebeplerden dolayı bu konunun benim için doğru bir seçim olduğunu düşünüyorum.

Seçtiğim proje konusu ile ilgili fikirlerimi daha fazla açıklama isteğiyle büyük Fransız yazar Balzac'ın hoşuma giden bir sözünü sizlerle paylaşıyorum: "Tabiat aşkı insanın ümitlerini boşa çıkarmayan yegane aşktır." Ne kadar anlamlı... Üstelik tabiat sevgisinin insan ruhunda doğuştan mevcut bulunduğu bilim toplulukları tarafından ispat edilmiş bir gerçek. Peki bu sevgi neden köreliyor ve insanlar onsuz yaşayamayacakları halde doğaya zarar veriyorlar? Ben bunun sebebinin insanların hala yeterince bilinçlendirilememiş olduğundan kaynaklandığını düşünüyorum. Bu yüzden yeni neslin, bizlerin bu konuda daha fazla çaba göstermemiz gerektiğine inanıyorum. Elbette ki atalarımızın yaşadığı fevkalade doğa güzellikleri ile dolu çevreyi tekrar yaratmak, o günlere geri dönmek mümkün değil. Ama mevcut olanı da bozmamalı, elimizdekini korumaya çalışmalıyız. Yoksa belki de bir sonraki nesillerin ağaçlar altında piknikler yaptıklar öğleden-sonraları, babalarıyla balık tutmaya çıktıkları sabahları veya tertemiz, parlak bir havada izledikleri gün batımları olmayacak. Her ne kadar, fazla harekete geçme fırsatı bulamasam da, içinde büyüdüğüm yirmi birinci yüzyıl dünyasında kendinden sıklıkla söz ettiren çevre sorunlarına ve tahrip edilen doğaya karşı duyarlı olmaya çalışıyorum. Şu anda üstlerinde gökdelenler yükselmiş olan yerlerin, annemlerin çocukluğundaki yeşillik hallerini hiç görmemiş olsam da özlemini çekiyorum. İlk çağlarda insanın tapmaya kadar varan tabiata bağlılığının şimdi neden böylesine yok olduğunu merak ediyorum. Ve görüyorum ki; bir taraftan bilgisizliğinin bir taraftan hırsının yüzünden içinde yaşadığı doğaya zarar veren ve onu çirkinleştiren insan bu yaptığı hatadan sıyrılma yollarını ancak geçmiş yüzyılda fark edebilse de toplumumuz bu sorunun neredeyse yeni yeni farkına varıyor. Dikkatimi çeken bir diğer nokta ise ekosistemin bozulmasına, doğanın zarar görmesine tepki gösteren ilk kesimin sanatçılar ve edebiyatçılar olmasıdır. İşte bu projede de toplumsal farkındalığı yüksek edebiyatçıların tabiat sevgisi ile ilgili eserlerini mercek altına alma fırsatım olacak.

Proje sürecinin bana yeni ufuklar açmasını dilediğim kadar çevremdekilerin içindeki tabiat sevgisini ve doğayı koruma bilincini de artıracağını umut ediyorum.

Doğa bizim bir parçamız, her zaman öyle oldu. Avcı-toplayıcı atalarımızdan günümüzdeki modern insana kadar hem nimetlerinden faydalandığımız hem de dönüştürmeye çalıştığımız bir bütün doğa. O; ağacıyla, toprağıyla, tüm yaşayan canlılarıyla, gökyüzüyle, denizleri ve gölleriyle bir bütün olarak hayatın ta kendisi ve varlığımızın temeli. Bu yüzden ne zaman doğayla baş başa kalsak kendimizi daha huzurlu hissederiz. Denizin kokusunu içimize çekmek, rüzgarı tenimizde hissetmek, kuşların cıvıltısını ve yaprakların hışırtısını dinlemek bizi mutlu eder. Çünkü bedenimiz, ruhumuz ve kalbimiz ait olduğu yerdedir.

Doğaya kucak aç!
"Eğer doğayı gerçekten severseniz güzellik her yerdedir." -Vincent Van Gogh

Ünlü ressam, bu sözüyle doğa sevgisine gerçekten sahip bir insanın yaşadığı çevreyi ve bu çevrenin sahip olduğu güzellikleri daha farkına vararak yaşayacağını vurgulamaktadır. Doğayı her şeyiyle bir bütün olarak sevmektir bence ressamın kastettiği. Bu sevgi insanın tüm yaşamı algılamasına da bir farklılık getiriyor kanısındayım. Zaten doğa sevgisi insanın yapısında doğuştan var olmakta, tek yapmamız gereken onu fark etmek ve fark ettirmek.

Kendi Hayatımda Doğa Sevgisi...

2006: Her yaşta insanın mutlu olabileceği bir yerdir doğa...

2007: ODTÜ ormanında benim de fidanım var.

2009: Küçük Kaşifler.

Doğayı sevmek önce onu tanımaktan geçiyor.

2010: "Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine.."

"İnanın en iyi uyku ormanda çekiliyor. En iyi rüya ormanda görülüyor. İnsan en iyi ormanda dokunuyor dünyaya. Ağaçlarla kardeş olduğunu bilmenin zenginliği yetiyor bana. Huzuru burada buldum, dileklerinin, arzularının, ihtiraslarının sonu gelmeyen, ne koparsa doymak bilmeyen, kendi iştahının kurbanı olmuş, ihtiyaç fazlasından boğulmuş insanlardan uzakta. Eşya tutsağı kalabalıklardan uzakta. Emretmenin ve sahip olmanın tuzaklarından uzakta." -Murathan Mungan/Dokuz Anahtarlı Kırk Oda

Sekiz aydır içinde yaşadığım İstanbul bana yazarın dediği gibi doğa içinde huzuru bulma olanağı sağladı. Burada doğayı keşfetmeye, onun içinde zaman geçirmeye fırsat buldum. İstanbul'un doğal güzelliklerini saymakla bitirmek hala mümkün olmasa da yıllar geçtikçe azalıyorlar. Zaman zaman gittiğim Caddebostan sahili ise bu güzel yerlerden bir tanesi. Her ne kadar değişimlere uğramış olsa da hala gittiğinizde ciğerlerinize temiz havayı doldurabildiğiniz ve içinde bulunduğunuz tabiatın sizi mutlu ettiği bir yer.

Caddebostan sahilinde bir pazar sabahı

Anadolu yakasında bulunan Caddebostan sahili şehir insanına kalabalıktan ve gürültüden uzaklaşma fırsatı sunuyor diyebiliriz. Tüm trafikten, beton yığını ve gökdelenlerden uzak geçirilen bir sabah hepimizin ihtiyaç duyduğu, hatta çoğumuzun -ben de dahil- sıklıkla yaptığı bir aktivite. Yukarıdaki anları fotoğraflarken insanların içindeki yeşermiş tabiat sevgisini görmek benim de geleceğe dair umutlarımı yeşillendirdi. Bisiklete binen gençler, yürüyüş yapan aileler ve aldıkları ilgi, gördükleri sevgiden dolayı mutlu sokak hayvanları güzel bir bütün oluşturuyor.

İstanbul'da gördüğüm ve hoşuma giden yerlerden bir başkası da Emirgan Korusu. Emirgan-İstinye semtleri arasında boğaz kıyısında bulunuyor. 17. Yüzyılda İranlı asilzade Emir Güne Han'a hediye edilen koru yüzyıllarca el değiştirmiş. 1943 yılından beri halka açık ve İstanbul'un sevilen, ziyaret edilen mekanlarından bir tanesi.

Emirgan'da bir öğleden sonra

Emirgan Korusu gerçekten çok iyi korunmuş, temiz ve yemyeşil. Yürüyüş yapmak için yollar, piknik yapmak için masalar yapılmış, fakat çevreye hep saygıyla yaklaşılmış. Çünkü doğa sevgisi hem doğada huzur bulmak hem de onu korumak demek.

Doğayı çalışın, doğayı sevin, doğaya yakın olun. Asla başarısız olmazsınız... -Frank Lloyd Wright

Doğayı sevmek için beş duyunuza ihtiyacınız yoktur.. Onu görmeseniz de doğa size kendini hissettirir.

Evlenecek çiftlerin düğün fotoğrafları için en güzel dekordur doğa...

Betonlaşmış şehirlerimizin hala bir yerlerinde yaşayan sincaplar var...

Savurgan güzel,nedir bu kendini harcaman / senin mirasın olan güzellikleri böyle? / doğa temelli vermez,ödünç verir her zaman / eli açık olana borç verir içtenlikle / böyle yanlış kullanmak olur mu güzel pinti / miras bırakman için sana bırakılanı? / kar etmeyen tefeci bu koskoca serveti / niye tüketiyorsun yaşatmak varken canı / meraklısın kendinle içli dışlı olmaya / bu tatlı benliğin sırf aldatmağa yarar / vaktin geldi diyerek seni çağırsa doğa / vereceğin hesapta elle tutulur ne var? / kullanmazsan gömülür güzelliğin seninle / kullanırsan varisin olur da sürer gider böyle...-William Shakespeare
Bir ağaç uğruna!

Dünyaya gelişimizden beri hep bir şeyleri, hep daha fazlasını istedik. Hali hazırda elimizde olan değerlerin farkına varmayıp iştahımızın ve açgözlülüğümüzün tutsağı olduk. O ikisi gözümüzü öyle kör etti ki yok ettiğimizin aslında kendi geleceğimiz olduğunu göremedik. Gökdelenler yapmak için ağaçları baltalarken gelecek nesillerin hayatlarını baltaladığımızın farkına varamadık. Denizi çöplerimizle kirletirken sonunu getirdiğimiz canlı hayatlarının bilincinde değildik. Dünyamızda çok şeyler değiştirip doğal dengeyi bozduk ama yine de hala çok geç değil. Yıllar önceki güzellikleri getirmek mümkün olmasa da elimizdekini korumayı öğrenmeliyiz. Sadece bunu öğrenmek, bilmek de yetmiyor. İçimizdeki sonsuz doğa sevgisi ile harekete geçmeliyiz. Ağaçlarımızı, denizlerimizi, gökyüzümüzü sahiplenip korumaya çalışmalıyız. Hem de buna hemen bugün şu an doğa için en basitinden güzel bir şey yaparak başlamalıyız. Çünkü hala çok geç değil, dünya hala çok güzel bir yer!

SONSÖZ

Aralık'ta bu projeyi seçtiğimde beklentim; içinde bulunduğum doğayı keşfetmek, doğayı koruma konusunda bilinçlenmek ve içimdeki doğa sevgisini biraz daha ortaya çıkarmaktı. Doğa sevgisinin edebiyat ve sanatla anlatımının bana yeni bir ufuk açacağını, ilham vereceğini düşünerek seçimimi bu yönde yapmıştım.

Bu beş aylık proje sürecine dönüp baktığımda gerçekten de seçtiğim projenin bana bir şeyler katmış olduğunu görüyorum. Etrafımdaki insanların doğaya nasıl davrandıklarına daha çok dikkat eder, bunu daha çok önemser oldum. İstanbul'un doğal güzelliklerini yeni baştan keşfetme şansı bulabilmiş olmam da beni çok mutlu ediyor. Projeme sadece bir kısmını eklemiş olduğum fotoğrafları çekerken ise bu uğraşın, fotoğrafçılığın, bana gerçekten keyif verdiğini fark ettim. Projem beni aynı zamanda, belirli bir konuda edebi içerikli yazılar yazmakta geliştirdi. Ünlü, doğasever yazarların şiirlerini, sözlerini incelerken onlardan esinlendim ve kendi kompozisyonlarımı oluşturmayı başardım. Bu proje, gelecekte yapacağım benzer çalışmalar için de ışık tutar nitelikte oldu. Bana tecrübe kazandırdığını düşünüyorum.

Bir yandan da edebiyat öğretmenimle ders dışı sayılabilecek bir konuda paylaşımda bulunma imkanım oldu, önerileri ve görüşleri bana projemde yeni bir bakış açısı kazandırdı.

Proje seçimimi yaparken sevdiğim, ilgilendiğim bir konuyu seçmenin iyi bir karar olduğunu düşünüyorum. Süreç boyunca kendimi geliştirirken bir yandan da çok keyif aldım. Yine olsa yine aynı dersi, yine aynı projeyi seçerim:)

Her ne kadar proje, karnemi ve ortalamamı etkileyecek bir nota dönüşecekse de, projenin bana kattıkları bunun çok ötesinde bir anlam ifade ediyor benim için.

-Yağmur Kaya

Report Abuse

If you feel that this video content violates the Adobe Terms of Use, you may report this content by filling out this quick form.

To report a Copyright Violation, please follow Section 17 in the Terms of Use.