Müzik ve Sanatçılık

Öncelikle müzik ve sanatçılık nedir? Dünya da şu sırlara belki de Aziz Bey gibi sanatçılara gerçekten değer verilmiyor diye düşünüyorum. Peki şu devirdeki sanatçılar gerçekten müzik yapıyorlar mıdır ve gerçek sanatçılar mıdır? Kitapta Aziz Bey tam anlamıyla hayatını müzikle kazanıyor, gerçek müzikle. İnsanlar için o dönemlerde bir yerlere gidip müzik dinlemek bir ihtiyaç gibiydi. Aziz Bey de bu ihtiyacı karşılayan insanlardan biriydi. Aziz Bey yaptığı müziğe onun duyguları yer veriyordu, içinden geçenleri anlatıyordu insanlara. Mesela Vuslat öldüğünde, Aziz Bey'i bir efkar havası kaplıyor ve şarkıları bu nedenle hüzünlü olur. İzleyenler bu durumdan bir süre sonra hoşnutsuzluklarını belirtseler de, Aziz Bey şarkılarını kendine duygularına göre seçiyor. Bu günlerde ise ben bu durumda çok büyük bir farklılık yaşandığını düşünüyorum. Sanatçıların asıl amacı paraya dönüşüyor ve insanlar ne isterlerse ona göre davranıyorlar. Tabii ki Aziz Bey de para kazanmak için müzik yapıyor ancak bana göre günümüz sanatçılarını aksin işinin hakkını veriyor. Bu resmin anlattıklarıma çok uygun olduğunu düşündüm. Para hangi notadaysa ona basılmış, yani bu bana göre günümüzün sanatçıları neye para verilliyorsa onu çalıyor demektir.

Şimdi biraz Aziz Bey’in kullandığı enstrüman olan tambur hakkında konuşmak istiyorum. Tambur ismi Pantur kelimesinden, Sümerce’den türemiştir. Bu alet Türk Kopuz ailesinin parçasıdır. Kopuz ailesi, bağlama ailesi olarak da bilinmektedir. Söylenenlere göre Türkler dışında hiçbir müzik kültüründe böyle bir saz yoktur. Resimde gördüğüm müzik aleti de tamburdur.

Meyhanelere gelince, 16. yüzyıl da başlamış olan çok eski bir kültürdür. Bu fotoğraf çok net olmasa da, kitaptaki meyhaneyi anlatabilecek en iyi fotoğraf olduğunu düşünüyorum. Kitapta da olduğu gibi bu meyhanenin müzikli, eğlence olan ve içkili bir meyhane olduğunu düşünüyordum.

Ve son olarak çok kısa bir şekilde Aziz Bey'in gençlik aşkı için gittiği, ve zorda kalınca orada müzik yapmak durumunda kaldığı Beyrut'tan bahsetmek istiyorum. Beyrut'u biraz araştırdığımda sürekli karşıma bu bölgenin gece hayatı çıktı. Aziz Bey'de para kazanmak için çok uzun bir süre olmasa da burada ki gece hayatında müzik yapmak zorunda kalmıştır. Ve daha sonra oradaki tek arkadaşı Toros'dan ayrılarak İstanbul'a dönmüştür.

“Elini

uzatıp tambura dokunan Ermeni’nin gözleri doldu. Aziz Bey’e baktı. Sanki yurdundan uzağa düşmüş,garip bir yabancıya değil, bir İstanbul hatırasına bakıyordu. Dinmeyecek bir özlem yüzünden okundu.” (Tunç, 40)

“Tamburunun

sesi ve zaman her şeyi yatıştırdı.” (Tunç,56)

“Hayatlarında

belki de ilk kez böylesine haz veren kederli bir havayla karşılaşmış müşterilerden çılgınca bir alkış koptu. Aziz Bey daldığı ve içinde kaybolduğu aleminden alkış sesiyle sıyrıldı; bir an ne olduğunu anlamaya çalışır gibi kendine dikilmiş nemli gözlere baktı”

(Tunç,75)

Report Abuse

If you feel that this video content violates the Adobe Terms of Use, you may report this content by filling out this quick form.

To report a Copyright Violation, please follow Section 17 in the Terms of Use.