Loading

türk - amerİKAN İLİŞKİLERİ

2017

2017 yılında Donald Trump, ABD Başkanı olarak görevine başladı. Eski Başkan Barack Obama yönetiminin özellikle ikinci döneminde her geçen yıl daha da bozulan Türk-Amerikan ilişkileri, ABD’de yeni başkanla birlikte düzelme eğilimine girebilir miydi? Türkiye’de hükümetin beklentisi ilişkilerde yeni bir sayfa açılacağı ve Türkiye’nin hassasiyetlerine ABD’nin nihayet kulak vermesinin sağlanacağı yönündeydi. Trump, Türk-Amerikan ilişkilerinde, 15 Temmuz darbe girişiminin ilişkilerde yarattığı sorunlar, Fethullah Gülen’in iade taleplerinin henüz karşılık bulmaması, ABD’nin YPG’ye desteğinin sürmesi, rahip Andrew Brunson dahil Türkiye’deki tutuklu Amerikalılar gibi krizli gündem maddelerini devraldı. Her ne kadar Trump ve Erdoğan aralarında yakın bir kişisel ilişki geliştirse de devletler düzeyinde bakıldığında aradaki sorunlar azalmak bir yana zamanla hem daha da derinleşti hem de sorunlara yenileri eklendi. Türkiye’deki Amerikan karşıtlığı rekor seviyelere yükseldi.

Türk-Amerikan ilişkilerini 2017’de de iki ana konu meşgul etti:

1-Türkiye’nin ısrarlı taleplerine rağmen Fethullah Gülen’in hala ABD’den iade edilmemiş olması ve bunun yapılacağına yönelik bir işaretin de ortada görünmemesi,

2-ABD’nin Suriye’de IŞİD’e karşı savaşta Türkiye’nin şiddetli itirazlarına rağmen YPG’nin ağırlıklı unsurunu oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) desteğini sürdürmesi.

Hem Trump’ın hem de Başkan Yardımcısı Mike Pence’in göreve başlar başlamaz Türk muhataplarıyla telefon görüşmeleri yapıp, ilişkilerin önemini vurgulayan mesajlar vermeleri hem de dönemin CIA Başkanı Mike Pompeo’nun ilk yurtdışı ziyaretini Türkiye’ye yapması, ilişkilerin geleceği açısından umut yaratmıştı.

Erdoğan’ın korumalarının karıştığı kavga

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Trump döneminde Washington’a ilk ziyaretini 17 Mayıs’ta yaptı. Beyaz Saray’da bir araya gelen iki lider görüşmeden sonra olumlu mesajlar verdi. Hatta Trump, ikili ilişkilerdeki birçok sorunun mevcudiyetine rağmen, “ABD ve Türkiye hiç olmadığı kadar yakın” ifadesini kullandı. Ancak ziyarete, hatta belki de ilişkilere damga vuran, kimilerine göre ilişkilerde ipleri iyice koparan olay, hiç tahmin edilmeyen bir anda meydana geldi.

Erdoğan’ın Beyaz Saray’daki görüşmeden sonraki durağı olan Türkiye’nin Washington Büyükelçiliği konutu önünde Erdoğan’ın korumaları meydanda toplanan bir grup protestocuya müdahale etti, arada büyük bir arbede yaşandı. Washington polisi olayları kontrol altına almada zorlandı. 15’i Erdoğan’ın koruması 19 kişi hakkında dava açıldı, korumalar hakkında yakalama kararı çıkarıldı, ABD’de yaşayan iki Türk-Amerikalı Sinan Narin ve Eyüp Yıldırım tutuklanıp hapse girdi. Kongre’de hala Türkiye dostu olarak sayılabilecek birkaç isim kalmıştı, onlar da çizgilerini değiştirmeye başladı. Bu isimlerden Cumhuriyetçi Senatör John McCain, “Türkiye Büyükelçisi sınır dışı edilmeli” diyecek kadar öfkeliydi. Kongre’de oturum üstüne oturum düzenleniyordu. Dönemin Temsilciler Meclisi Başkanı Paul Ryan da Türkiye’nin özür dilemesi gerektiği çağrısında bulunmuştu.

ABD YPG’ye desteğİnİ sürdürdü

Türkiye’nin Trump yönetiminden “beyaz sayfa” beklentisine rağmen ABD Suriye’de IŞİD’e karşı YPG’nin ağırlıklı unsurunu oluşturduğu SDG’ye desteğini sürdürdü. YPG’lileri Amerikalı askerlerle birlikte gösteren fotoğraflar Türkiye’de çok tepki çekti. İlişkileri daha da geren gelişme, bahar aylarında Trump yönetiminin YPG’ye silah yardımını onaylamasıydı. ABD, yardımın ağır silahları kapsamadığını, sadece IŞİD’e karşı kullanılması şartıyla verildiğini, geçici olduğunu ve iş bittiğinde geri toplanacağını belirterek Türkiye’yi teskin etmeye çalıştı. Ancak ne hükümet ne de Türk kamuoyu bu açıklamalardan ikna oldu. Her ne kadar ikili görüşmelerde Trump’ın YPG’ye silah vermeyeceği yönünde açıklamalar yaptığı yönünde Türk yetkililerin beyanları olsa da, silah yardımı 2017 yılı boyunca sürdürüldü.

S-400 krİzİnİn İlk kıvılcımLARI

2017 yılı Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alımının ABD’yle ilişkilerde krize dönüşmesinin ilk tohumlarının da atıldığı yıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, S-400 sisteminin satın alınması konusunda imzaların atıldığını ve Türkiye’nin Moskova’ya kapora ödediğini açıkladı. ABD bu satışa şiddetle tepki gösterirken, Türkiye’yi bu kararından vazgeçirmeye yönelik çağrılar yaptı; hem yönetim yetkilileri arasında hem Kongre’de zamanla eleştirilerin dozu arttı ve Washington’dan Türkiye’ye yaptırım uygulanabileceği yönünde açıklamalar gelmeye başladı.

Fethullah Gülen’İn İade talebİ

Tam da ABD’deki Başkanlık seçimlerinin olduğu günde Amerikan The Hill gazetesinde, Fethullah Gülen’in iade edilmesi gerektiğini savunan bir yazısı yayımlanan Amerikalı emekli korgeneral Michael Flynn’in Trump’ın ulusal güvenlik danışmanı olması Türk hükümetini umutlandırdı. Ancak göreve başladıktan kısa süre sonra Flynn, Rusya’nın Washington Büyükelçisi’yle temasları hakkında yalan söylediğinin ortaya çıkması üzerine istifa etmek durumunda kaldı. Bunun de ötesinde, hakkında açılan soruşturmada Flynn Türk hükümeti adına lobicilik ve danışmanlık faaliyeti yürüttüğünü kabul etti. Türkiye yıl boyunca ABD’ye Gülen’in 15 Temmuz darbe girişiminde parmağı olduğunu gösteren dosyalar teslim ettiğini açıkladı ancak iade konusunda bir ilerleme olmadı.

Türkiye’de Amerika’nın 15 Temmuz darbe girişiminde bir çeşit rolü olduğu yönünde komplo teorileri, “dış mihraklar’ söylemi giderek daha geniş kesimde kabul görmeye başladı, medyada ardı ardına Amerika aleyhtarı yazılar ve haberler çıktı. Bu da Türkiye’deki zaten bir hayli yüksek olan Amerikan karşıtlığını daha da yüksek seviyelere çıkardı. ABD’nin de Türkiye’de 15 Temmuz darbe girişiminden sonra tutuklanan Amerikalı rahip Andrew Brunson’ın serbest bırakılması yönündeki talepleri karşılık bulmadı. Hatta Erdoğan Eylül sonunda Ankara’daki bir konuşmasında Brunson ile Gülen arasında bir takası ima ederek, ‘al papazı ver papazı’ şeklinde bir ifade kullandı. Ancak 2017 biterken Brunson hala demir parmaklıklar arasındaydı Gülen de Pennsylvania’daki malikanesinde ikamet etmeye devam ediyordu.

Sarraf/Hakan Atİlla davası

İran yaptırımlarını delmekten dolayı 2016 yılının Mart ayında Florida’da tutuklanan İran asıllı işadamı Rıza Sarraf’ın devam eden davası, bir yıl sonra aynı suçlamayla eski Halkbank Genel Müdürü Yardımcısı Hakan Atilla’nın tutuklanmasıyla Hakan Atilla davasına dönüştü. Sarraf da bu davada tanık olarak yer aldı. Türk hükümeti bu davaya sert tepki gösterdi, “FETÖ’nün Amerikan yargısına sızması, tiyatro oyunu” olarak niteledi.

ABD vİze kısıtlaması getİrdİ

2017 yılında Türk-Amerikan ilişkilerinin çok konuşulan gelişmelerinden biri de Türkiye’deki Amerikan konsolosluklarında görev yapan bazı Türk çalışanların tutuklanması ve Amerika’nın da buna tepki olarak vize işlemlerini askıya almasıydı. Mart ayında ABD’nin Adana Konsolosluğu çalışanı Hamza Uluçay, Eylül’de de İstanbul Başkonsolosluğu çalışanı Metin Topuz terör ve casusluk suçlamasıyla tutuklandı. Bu tutuklamalara sert tepki gösteren ABD, Türkiye’deki temsilciliklerinden Türk vatandaşlarına göçmen olmayan vize işlemlerini askıya aldı. Türkiye de ABD’deki temsilciliklerinde aynı adımı yürürlüğe koyarak karşılık verdi. Yılın sonuna doğruysa kısıtlamalar karşılıklı olarak kaldırıldı.

Bİnalİ Yıldırım Washington’da Pence’le görüştü

2017 yılının Kasım ayında dönemin Başbakanı Binali Yıldırım da Washington’ı ziyaret etti, Başkan Yardımcısı Mike Pence’le görüştü. Yıldırım Pence’le görüşmede prensip olarak bundan sonra iki ülke ilişkilerinin bulunduğu düzeyin daha ilerisine ve daha iyi yöne taşınması için gayret gösterme kararı aldıklarını anlattı, “Bizim amacımız ilişkileri daha da germek değil, ilişkileri geliştirmek, iyileştirmek” mesajını verdi.