Gurur ve Önyargı Pdf Jane Austen (1775-1817): Sadece kırk iki yıllık, gözden uzak ve sade yaşantısına karşın yazdıklarıyla "roman tarihinin ilk büyük (ve sahici) kültü" olmayı başaran bir 19. yüzyıl romancısıdır.

Gurur ve Önyargı Pdf

Jane Austen (1775-1817): Sadece kırk iki yıllık, gözden uzak ve sade yaşantısına karşın yazdıklarıyla "roman tarihinin ilk büyük (ve sahici) kültü" olmayı başaran bir 19. yüzyıl romancısıdır. Sayısız TV ve sinema uyarlamalarının yanısıra tüm "satış / okunma" anketlerinin de gösterdiği üzere, yazarın 1813'de yayınlanan ikinci romanı Gurur ve Önyargı tüm zamanların en sevilen romanlarının başında gelir. Bu da, sanırız, Austen'in, dünyanın pek çok yerinde geleneklerin kadına biçtiği "en iyi gelecek" rolüyle kadınların aşklarını seçme hakkı arasındaki gerilimi "mizah, zeka ve sevecenlik"le yansıtmasından kaynaklanmaktadır.

Gurur ve Önyargı kitabını aşağıdaki adresten Pdf olarak yükleyebilirsiniz.

http://www.pdfkitaplariindir.com/gurur-ve-onyargi-pdf-indir.html

Gurur ve Önyargı Kitabı İncelemesi

Gurur ve Önyargı; Jane Austen tarafından 1796-1797 yılları arasında yazılan ve 1813’te yayınlanan kitaptır. Can Yayınları’ndan “Aşk ve Gurur” adı ile basılmasının yanı sıra Türkiye İş Bankası Yayınları’ndan da Gurur ve Önyargı adı ile yayınlanmıştır. Özetine gelecek olursak:

Netherfield’da, beş kız çocuğa sahip Bennet ailesi yaşar. Anne Bennet’in hayattaki en büyük isteklerinden biri, kızlarını münasip bir erkek ile evlendirmektedir.

O zamanlar Netherfield’a yeni biri taşınır: Mr. Bingley. Yıllık maaşı çok yüksek olan bu bey, hemen kızların annesinin dikkatini çeker ve bir kızını bu bey ile evlendirmek ister. Bu emel ile kocasından, Bingley’in evine ziyarete gitmesini istiyor. O zamanki toplum kurallarına göre yeni taşınan birini ziyarete önce evin erkeği gider, aksi takdirde kadın ziyarette bulunamaz. Mr. Bennet, karısının kendisinden bunu isteyeceğini bildiği için Mr. Bingley’in ziyaretine çoktan gitmiştir bile.

Ertesi akşam balo vardır. Baloya Mr. Bingley, kız kardeşi Miss Bingley ve arkadaşı Mr. Darcy katılır. Bennet ailesi de elbette ki oradadır. Saygınlıkla karşılanan Bay Bingley; Mr. Bennet tarafından kızlarla tanıştırıldıktan sonra, kızlardan biri olan Jane ile dans etmeye başlarlar. Mr. Darcy ise somurtkan yüz ifadesiyle Elizabeth’in dans teklifini kabaca reddeder.

Gecenin ilerleyen saatlerinde Bay Bingley ve Jane sık sık dans ederler, birbirlerinden hoşlanmışlardır. O kadar ki, hemen ertesi sabah Jane için bir yemeğe davet mektubu gönderilir. Jane, Bingley’in evi uzak olduğu için annesinden arabayı almak ister fakat annesi ancak at ile gitmesine izin verir. Yola koyulduğunda yağmur başlar ve Jane, Bingley ailesinin evine hasta bir şekilde ulaşır. Onun böyle hasta şekilde tekrar eve gitmesine izin vermez ve kendi evinde Jane’i misafir eder. Bu haberi alan Elizabeth, kız kardeşini o halde yalnız bırakmak istemez ve o da hemen Bingley ailesinin evine doğru yola koyulur. Birkaç gün ablasının yanında kalıp ona eşlik eder. Jane iyileşince de annesi ve üç kız kardeşi, onları almaya gelir ve hep birlikte eve dönerler.

Eve döndüklerinde babalarından, yıllardır görüşmedikleri kuzeni Mr. Collins’in o akşam onlara yemeğe geleceğini öğrenirler Mr. Collins aslında Bennet ailesinin yaşadığı evin tek mirasçısıdır. Bu yüzden Bennetler de kendisine önyargı ile yaklaşırlar ve ondan hoşlanmazlar. Fakat Mr. Collins, ailenin paragöz annesine mal varlığından söz edince kadın bu adama karşı olumsuz duygularını yıkar ve sempati duymaya başlar. Mr. Collins ise Bennet kızlarına ilgi duyar ve içlerinden biriyle evlenmeyi arzu eder. İlerleyen günlerde yine bir balo olur ve bu sefer Mr. Darcy Elizabeth’i dansa kaldırır, güzel bir gece geçirirler. Kızların annesi ise bu durumdan çok büyük zevk duymaktadır. Ertesi sabah kahvaltıda ise Mr. Collins, kahvaltı salonunu boşaltarak Elizabeth’e evlenme teklif eder ama Elizabeth bunu net bir şekilde reddeder. Jane ise bu olayın hemen ardından bir mektup alır ve sevdiği bey olan Mr. Bingley’in Netherfield’dan taşındığını öğrenir ve Jane de teyzesinin yanına gider. Birkaç gün sonra ise Elizabeth, en yakın arkadaşının Mr. Collins ile evlendiğini öğrenir ve buna çok şaşırır. Aradan birkaç ay geçer ve Elizabeth, bu arkadaşının davetini kabul ederek Mr. Collins’in evine gider. Gittiği evde Mr. Collins’in sürekli söz ettiği patroniçesi de vardır. Hatta tesadüf o ki, Mr. Darcy patroniçenin yeğenidir ve o da oradadır. Elizabeth orada birkaç gün geçirir. Bir gün Mr. Collins’in vaazını dinlerken yanındaki adam ona, ablası ile Mr. Bingley’i ayıranın Mr. Darcy olduğu söyler. Bunu duyan Elizabeth derhal ortamdan ayrılır ve bir yerde durduğunda Mr. Darcy’nin peşinde olduğunu görür. Darcy, Elizabeth’e olan aşkını itiraf eder. Fakat Elizabeth, Mr. Darcy hakkında duyduklarından dolayı ona çok sinirlidir ve hemen onu reddeder.

Aradan aylar geçer. Elizabeth’in Darcy ile Jane’in ise Bingley ile yolları tekrardan kesişir. Jane ile Bingley hala birbirlerini sevmektedir. Elizabeth ise bir gün Mr. Darcy ile yalnız kaldığında ona, duygularını açar. Fazla uzatmadan mutlu sonu açıklamam gerekirse; Jane ile Bingley, Elizabeth ile de Darcy evlenir.

Gurur ve Önyargı Pdf Oku

Gurur ve Önyargı Kitabı Okuyucu Yorumu

Yorum-1

Gurur ve önyargı' mı yoksa!

Jane Austen aslında eserlerinde döneminin taşra zenginleri ve soyluları arasındaki toplumsal ilişkileri alaya alarak, bu ilişkilerdeki yapmacıklığı, ikiyüzlülüğü, saçmalığı eleştirmiştir

ESİN COŞKUN

Jane Austen'in Aşk ve Gurur'unu okurken aklıma sık sık daha önce Sırma Köksal'ın yazdığı bir yazı geldi. Sırma Köksal bu yazısında yay burcu ünlülerinden bahsediyor ve bir yayın en önemli özelliklerinden birinin eleştirmek, çevresinde gördüğü yanlış, komik ya da saçma davranışları alaya almak olduğunu belirttikten sonra, Jane Austen'in de bunu en iyi ve eğlenceli bir şekilde yapan yazarlardan biri olduğunu belirtiyordu. "Jane Austen de Yay'dı ve İngiliz taşra soylularıyla zenginleri onun dilinden epey çile çekmişlerdi. Özel hayatında da dedikoducuydu. David Mamet berbat olduğunu düşündüğümüz bir dünyada bize dokunmayan şeylere razı geldiğimizi söylerdi. Biz buna bana dokunmayan yılan bin yaşasın deriz. Jane Austen ise, bana dokunmayan yılana ben dokunup maskara edeyim derdi."

16 Aralık 1775'te Hampshire, Stevenson'da doğan ve kısa yaşamının büyük bölümünü bu kısıtlı taşra çevresinde geçiren bir yazar olarak Jane Austen, romanlarında bu dar çevrede yaşayan insanlar arasındaki ilişkileri mizahi bir dille ele alır. Her ne kadar onu 'aşk romanları yazarı' olarak niteleyenler çoksa da, Jane Austen aslında eserlerinde döneminin taşra zenginleri ve soyluları arasındaki toplumsal ilişkileri alaya alarak, bu ilişkilerdeki yapmacıklığı, ikiyüzlülüğü, saçmalığı eleştirmiştir. Bu dar taşra çevresinde geçen yaşamı ve insanların karakteristik özelliklerini çok iyi gözlemleyip tüm detaylara inerek eserlerinde yansıtan Austen'i 'aşk romanları yazarı' olarak nitelemek ona ve eserlerine büyük haksızlık olur kanımca. Gerçi onun ilk eseri Sense and Sensibility'den (Duygu ve Duyarlık, 1795) itibaren yazdığı tüm romanlarında aşk sorunsalı önemli bir yer tutar. Bu anlamda öne çıkan romanı ise Aşk ve Gurur'dur ki (1796), Jane Austen'in bu romanının otobiyografik özellikler taşıdığı ileri sürülür. Nitekim onun biyografisini yazan Jon Spence, Austen'in tıpkı Aşk ve Gurur'da olduğu gibi romantik bir ilişki yaşadığını iddia etmiş ve onun bu iddiaları da geçen eylül ayında gösterime giren Aşkın Kitabı (Becoming Jane) filmine dayanak noktası oluşturmuştur.

Aşkın Kitabı, gerçekten de Aşk ve Gurur'la büyük oranda paralellik gösterir. Filmde Jane yirmili yaşlarda genç bir kızken, annesiyle babası onun dönemin gelenek ve görenekleri uyarınca iyi bir evlilik yapmasını isterler. Ve en uygun koca adayı da bölgede oturan soylulardan Lady Gresham'ın yeğeni Bay Wisley'dir. Ancak Jane para için sevmediği bir adamla evlenmek istemez ve aşkın peşinden koşar. Bu aşk ise çok geçmeden onu bulur. İrlandalı genç hukukçu Tom Lefroy Londra'dan Hampshire'ı ziyarete gelmiştir ve akıllı olduğu oranda kibirli, yakışıklı olduğu oranda züppe tavırlara sahiptir. Taşra halkını küçümseyen tavırlarına rağmen Jane'in kişiliği onu çeker ve çok geçmeden aralarında tutkulu bir aşk başlar. Ancak bu aşkın önünde çok önemli bir engel vardır: para!

Nitekim Lefroy'un her şeyi göze alan tavrına rağmen Jane fedakârlık yaparak bu aşka sırtını çevirir ve kendini romanlarına verir. Aslında Austen, romanlarından da anlaşılacağı üzere, her ne kadar dönemin İngiltere'sinin ikiyüzlü toplumsal değerlerini alaya almış olsa da, kendisi ne yazık ki bu toplumsal değerlerin kıskacından kurtulamamıştır.

İkinci şansa sahip kahramanlar

Belki de bu yüzden, yani kendi hayatında yaşadığı mutsuzluklar ve hayal kırıklıkları yüzünden romanları hep mutlu sonla biter. Ya da belki bunun nedeni, Jane'in kendi hayatında sahip olamadığı ikinci şansları, yarattığı roman kahramanlarına tanımak istemesidir. Ya da Austen belki de gerçek hayatla kurgu arasındaki farklılığı vurgulamak istemiştir. Kendi başından geçen üzücü deneyimle romanlarındaki mutluluk arasındaki ironi Austen'in kendine karşı yönelttiği acı bir eleştiri de olabilir.

Yine de, bunun nedeni her ne olursa olsun, hem Aşk ve Gurur'da, hem de İkna'da Austen'in roman kahramanları ikinci bir şansa sahip olarak sevdikleri kişilerle evlenirler. Austen'in gözbebeğinin ise Aşk ve Gurur'da yarattığı Elizabeth Bennet karakteri olduğu su götürmez bir gerçektir. Austen, Elizabeth'te tıpkı Becoming Jane'de öne sürüldüğü gibi bir anlamda kendi hayatının ve kişiliğinin bir yansımasını ortaya koymuştur. Küçük bir taşra çevresine mensup olan bu genç kız kendi kendini yetiştirmiş, oldukça zeki, nüktedan ve canlı bir yapıya sahiptir. Davranışları oldukça serbest ve dili de hayli iğneleyicidir; aynı zamanda iyi niyetli ve candan bir yaradılışı da olmasının yanı sıra bir hayli de gururludur. Vaktini ise kitap okuyarak ve çevresini gözlemleyerek geçirir. Çevresindeki insanların kişiliklerini incelemek, onların saçma ve komik davranışları ile bu kısıtlı çevredeki toplumsal ilişkileri alaya almak ise en sevdiği eğlenceler arasındadır. Darcy ise Elizabeth'le tamamen zıt yapıdadır; oldukça ciddi, gururlu ve kibirli olan bu genç, bu taşra kasabasında tanıştığı insanlara ve Elizabeth'e karşı hor gören ve soğuk bir tutum takınacaktır. Bunun nedeni ise, Darcy'nin bir soylu olarak sahip olduğu sınıfın değer yargılarını aşamamış olmasıdır.

Austen Aşk ve Gurur'da Elizabeth ve Darcy arasında gelişecek olan tutkulu aşkı zıtlıklar ve çatışmalar üzerine inşa eder. Davranış ve karakter açısından olduğu kadar ait oldukları toplumsal sınıf açısından da birbirlerinden oldukça farklı olan bu iki insanın ilişkileri gurur ve önyargı yüzünden bir türlü yolunda gitmeyecek, ancak en sonunda gerçekler ortaya çıktıkça ve ikisi de birbirleri hakkında peşin hükümlü olmakla yaptıkları yanlışları fark ettiklerinde bir araya geleceklerdir. Austen'in kitabında yarattığı diğer karakterler de Darcy ve Elizabeth kadar renklidir. Bunların en ilginçlerinden bir tanesi papaz olan kuzenleri Collins ve orduda subay olan Wickham'dır. Austen, papaz olan Collins karakterinde taşra çevrelerindeki din adamlarını ve onların zengin ve soylulara karşı olan davranışlarıyla cemaatlerine karşı tutumlarını kıyasıya eleştirir. Collins, kibir ve dalkavukluğun garip bir karışımıdır ve ortaya da saçma sapan bir karakter çıkmıştır. Wickham ise, görünüşünün tersine, yapmacıklığın, yalancılığın, ikiyüzlülüğün ve kötülüğün bir timsalidir ve Darcy'nin tam zıddı bir karakter olarak çıkar karşımıza kitapta. Elizabeth ve Darcy ile Wickham arasındaki çatışma kitabın ana

eksenini oluşturduğu gibi, insanları görünüşlere ve ilk izlenimlere göre değerlendirmenin yanlışlığı da kitabın ana temasını oluşturur. Zaten kitabın orijinal adı da Pride and Prejudice'dır.

Austen daha sonra yazdığı Mansfield Parkı, Emma ve Northanger Manastırı gibi kitaplarında da bu tür konuları işlemeye devam etmiştir ve bu kitaplar onun sahip olduğu keskin zekayı, gözlem yeteneğini, ironik bakış açısını, ince mizah anlayışını yansıttığı gibi tüm bunların altında yatan tutkulu bir ruhu ve hassas bir yapıyı da yansıtır. Nitekim onun eserleri romantizm akımı çerçevesinde değerlendirilse de, bugün birçok kişi onu modern edebiyatın başlıca yazarlarından biri olarak kabul etmektedir. Austen'in işlediği konuların ve yarattığı karakterlerin gerçekliği bugün dahi geçerliliğini koruduğu gibi, birçok kitaba, filme ve diziye de ilham kaynağı olmuştur. Kırk bir yıllık kısa ömrüne sığdırdığı altı romanının hepsi de beyazperdeye aktarılmıştır. Jane Austen bugün İngiliz edebiyatının önemli kadın yazarları arasında sayıldığı gibi, aynı zamanda

feminizmin ilk temsilcilerinden biri olarak da kabul edilir.

Yorum-2

Uzun süredir okumak istediğim kitabı sonunda bitirdim. Bu güzel eseri okumak isteyenlere fikir oluşturması açısından kitaba dair ufak bir analiz yapmak istiyorum. Taşrada yaşayan ve beş bekar kıza sahip olan Bennet ailesinin, zengin ve soylu bir beyefendinin kendilerine komşu olmasıyla değişen hayatını konu ediniyor kitap. Olaylar Bennet ailesinin kızlarından olan Elizabeth Bennet'in bakış açısıyla anlatılmış. Dönemin getirdiği sosyal sınıf farkı bariz derecede işlenmiş. İnsanların evlilik yaparken sececekleri eşin özellikle maddi durum ve asalet açısından kendilerine denk olmasi, daha aşağı seviyede olanların hakir görülme durumuyla karşı karşıya kalması çok güzel anlatılmış. Bunun yanı sıra gurur ve önyargının insanların kararlarını gelecekleri adına nasıl etkilediği Elizabeth Bennet ve Mr.Darcy arasındaki münasebet ile okuyucuya yansıtılıyor. Genç ve soylu bir adamın tutkulu bir sevgiye karşı gururu ve önyargısıyla verdiği mücadeleyi de içeriyor eser. Sevginin var olan gurur ve önyargıyı yıkıp, insana faziletler yüklediği gerçeğiyle karşılaşıyor okuyucu. Kitap içerisinde yer alan diyaloglar insanı içine çekiyor. Kurgu o kadar sağlam kurulmuş ki, bu eser için sadece aşk kitabı söylemini kabul etmiyorum. İçerisinde aşk var tabi ki fakat bu aşkın yanı sıra toplumsal ilişkiler, insanların iki yüzlülükleri, karakterlerin analizi görmezden gelinmemeli. Kitap bu unsurların aşk ile birleşmesiyle anlam kazanıyor. Okurken sayfalar nasıl aktı gitti anlayamadım doğrusu. Anlatım biçimi, karakterlerin net olarak yansıtılması, nokta atışı yapan sözler ve dahası beni kitaba gönüllü bir esir yaptı. :) Kitabı okumadan filmi izleyerek büyüyü bozmak istememiştim. Şimdi sıra filmde. Bakalım kitap kadar iddialı mı. Okuyacak olanlara keyifli okumalar dilerim.

Yorum-3

Gururu ve önyargıları yüzünden hissettiklerini kendine bile itiraf edemeyen, bu yüzden de duygularını özgürce yaşayamayan insanların hikayesi Gurur ve önyargı. Sadece konusuna odaklanırsanız çok beğenebileceğiniz bir roman ama genel olarak baktığınızda tam tersi de olabilir. Çünkü yazarın anlatımı hikayeyi gölgelemiş adeta. Kitabın yavaş, yavaş ilerlemesi, hevesinizi kaçırabilir, bende okurken yer, yer çok sıkılmıştım. Tempolu. olay örgüsü ile öne çıkan kitaplar seviyorsanız bunu elinize almayın bile. Ama eğer sabırlı bir okursanız, bu roman sizi tatmin edebilir. Her ne kadar ağır ilerlese de okunmaya değer bir klasik olduğunu düşünüyorum. :)

Yorum-4

can yayınlarından çıkan kitabını bir günde bitirdiğim, en sevdiğim romanlar sorulduğunda ilk başta söylediğim, aşktan ziyade insanın gururu ve önyargısının çevreye bakışındaki etkisini çok başarılı anlattığını inandığım en güzel klasik romanlardan. bu sefer de Türkiye İş Bankası yayınlarından okuyup hem eski bilgilerimi tazelemek hem de çeviri farkını incelemek istedim. 2014 de de en sevdiğim kitapla veda etmekte güzel bir rastlantı oldu. tekrar tekrar okunup incelenmesi gereken bir eser olduğunu düşünüyorum. Jane Austen gündelik yaşamı edebileştirmekte oldukça usta bir yazar bana göre.

Yorum-5

Eski ismiyle Gurur ve Önyargı.

Kesinlikle bir okurun okuması gereken bir kitap.

İnsanlara olan bakış açınızı değiştirebilir, sizi daha farklı düşünmeye itebilir.

Böyle bir başyapıtı yorumlarken çok dikkatli olmam gerektiğini düşünüyorum. Bir çok kişini hayran olduğu ve belkide ezberlediği bir eser ve ben bunu lekeleyecek bir şey söylemek istemiyorum.

Konusu; Hem zıt hem de aynı karaktere sahip iki kişinin arasında ki aşk, yanlış anlaşılmalar, önyargılar ve kibir.

Bay Darcy zengin ve kibirli bir genç adam ve bayan Elizabeth'e aşık oluyor.

İlk başlarda Darcy'nin kibirli hareketlerin den dolayı ona büyük bir önyargıyla yaklaşan Elizabeth zamanla bu önyargıları aşka çeviriyor.

Bay Darcy ise kendini değiştirerek kendini ve aşkını Elizabeth'e kanıtlıyor.Bunlar olurken Elizabeth'in ailesi ve Darcy'nin çevresini yakından tadıyorsunuz.

Kesinlikle okunması gereken bir kitap.

Yorum-6

Okumaya başladıktan yaklaşık 400 sayfa sonra kitaptan istediğimi tam anlamıyla almış oldum. Tek kelimeyle nasıl olduğunu açıklamam gerekse "muazzam" kelimesini tercih ederdim. Oldukça yavaş işleyen fakat yine de sıkılmadan ilerleyebileceğiniz bir eser. Karakterlerden nasıl bahsedeceğimi bilmiyorum, her türden insan var. Yalnız okuyanların Darcy'e aşık olmalarına gerçekten şaşmamak gerek. Sonuna yaklaştıkça gözlerim doldu mutluluktan. Elizabeth'e oldukça kızdım ben okurken. Elinize geçerse mutlaka okuyun. Düzgün bir yayın tercih edin mutlaka... Bir sürü yazım hatasıyla uğraşıp durdum ne yazık ki...

Yorum-7

Aşkın ana ürünü birbirini deli gibi seven iki insan ise, yan ürünü edebiyattır. Bunu yaklaşık iki yüzyıllık bir kitabı okuduğunuzda kolaylıkla anlıyorsunuz.

Jane Austen, İngiliz Edebiyatının modernleşme sürecinin temsilcilerinden birisi. Modernleşme süreci ile kasıt, romanın konusunun gündelik yaşama ve sıradan insanlara indirmesini içeriyor olması.

1813 yılında yazılmış Jane Austen’in bu romanı, “okunması gereken kitaplar” listelerinin bir çoğunda gözüme çarptı. Klasikler, okuduğum kitaplar listemin önemli bir eksiğidir. Lise ve üniversite çağlarımda bitirilmesi gereken önemli klasiklerin birçoğunu okumamış birisi olarak, olgunluk çağımda bu kitapların çoğunu utancımdan elime alamadığımı söyleyebilirim.

Aşk ve Gurur, 1800’lü yılların İngiltere taşrasında yaşayan centilmen ama soylu olmayan bir ailenin 5 kızının etrafında dönen duygusal ve toplumsal ilişkileri anlatan bir roman. Bir dönem romanı olması nedeni ile ilk başlarda zorlanacağımı düşündüğüm roman, son derece akıcı bir dile sahipti. Ancak bu akıcı dilde yazarın mı yoksa çevirmen Nihal Yeğinobalı’nın mı daha çok katkısı var emin değilim. Dönem romanı olmasını romanın dilinde değil ama roman karakterlerinin diyaloglarında, kültürel ve toplumsal formlarda kolaylıkla görüyorsunuz.

Romanda 5 kız kardeşten daha zeki ve akıllı olan en büyük iki kız kardeş Jane ve Elizabeth’in yakın yörede bir evde yaz tatillerini geçirecek olan bir soylu bekar genç ve onun arkadaşı ile olan gelgitli ve gerilimli ilişkileri anlatılıyor. Romanı bu kadar değerli kılan özelliklerden birisi kendi döneminin toplumsal yapısını aktarması kadar, roman karakterlerinin kişilik özelliklerinin detaylı bir şekilde tanımlanması olmuş. Karakterlerin kişilikleri düz ve geçirimsiz değil, aksine roman boyunca değişken bir seyir izliyor. Sanki siz romanı okurken, onların da sizinle beraber değiştiğini ve geliştiğinizi hissediyorsunuz.

Romanın kurgusu, evin ikinci kızı Elizabeth üzerine kurulmuş. Romanda her zaman onun olduğu yerde bulunuyoruz. Romanın başlangıcında esas aşk konusu, Elizabeth’in ablası Jane’in ilişkisi gibi hissedilirken, roman ilerledikçe ablasının ilişkisi gölgesinden gelişen ve nefretle başlayan Elizabeth ile Darcy arasında bir başka ilişki romanda filizleniyor. Elizabeth önce kendi evlerinde, sonra ise farklı ziyaret ve gezilerinde, ablasının ve kendi duygusal ilişkisinin yeniden örülmesine neden olan olayların içinde bulunuyor. Farklı akrabalık ilişkileri üzerinden kurulmuş ince düğümler, yazarın mantıklı hamleleri ile uygun bir şekilde çözülüyor.

Romanın aslen bir aşk hikâyesi olması ve mutlu sonla bitmesi, bende bir nebze, pembe roman kültürünün ilk dönem eserlerine bir kazı yapmışım hissini de uyandırmadı değil. Hatta aşk romanlarının vazgeçilmez konusu olan zengin oğlan- fakir kız – ya da tam tersi- bu romanın da ana konusunu oluşturduğu söylenebilir. Ama romanın yazıldığı dönem itibari ile değerlendirdiğinde, oldukça kıymetli bir eser keşfi yaptığımı düşünüyorum.

Romanın konusu haricinde, detayları da oldukça ilgi çekici. Romanda İngiltere’nin sınıflı toplum yapısının katı çizgileri çok açık bir şekilde hissediliyor. Ayrıca ataerkil hukuk sistemi – mirasın kızlara kalmaması, babanın diğer akrabalarına geçmesi-, evliliklerde ve toplumsal ilişkilerde sınıflar arası yazılı olmayan katı kurallar, her diyalogda ve her sahnede karşımıza çıkıyor.

Diğer dikkat çeken bir husus, roman boyunca, roman karakterleri arasında yaşanan mektup trafiği. Elbette 1800’li yılların başında insanlar arasında en temel iletişim yöntemi mektuptur. Ancak bu iletişim yönteminin gündelik yaşamın bir parçasına dönüşmesi ve bu iletişimi sağlayan iyi işleyen bir posta işletmesinin varlığı son derece şaşırtıcı. Aynı dönemde, Osmanlı topraklarında bu yoğunlukta bir mektuplaşmanın yaşandığını, bu kadar çok mektup yazacak okur yazar bulunduğunu ve bu mektupları iletebilecek yaygın bir posta işletmesinin olduğunu zannetmiyorum. Bu açıdan bakınca, bu kadar mektup yazılan bir toplumda edebiyatın gelişmesine, daha fazla yazar çıkmasına ve daha fazla okurun olmasına şaşmamak gerektiğini düşünüyorum.

Romanın, roman tarihinde, normal insanların yaşamını aktaran modernleşme sürecinin bir parçası olduğunu söylemekle beraber, gündelik yaşamına indiği toplumsal seviyenin taşra beyefendileri seviyesi olduğunu, daha aşağılara inemediğini de söylememiz gerekiyor. Hizmetçiler, çalışanlar, sürücüler, bahçıvanlar, esnaflar romanda gölge olarak geçiyor ama isim ve cisim olarak romanda bir yer kaplamıyorlar.

Okumaktan memnuniyet duyduğum Aşk ve Gurur, beni zenginleştirdiği kadar, klasikleri zaman zaman da olsa elime almam konusunda beni cesaretlendiren bir kitap oldu.

Yorum-8

Kitap, Jane Austen’in beş kız kardeş, Jane, Elizabeth, Mary, Kitty ve Lydia Bennet’i anlattığı İngiltere'de geçen ve kadın için en iyi geleceğin iyi bir evlilik olduğu görüşünden yola çıkan oldukça güzel bir roman.

Mrs Bennet ve kızlarının yaşamı genç ve zengin bir adam olan Bay Bingley’in ve onun en yakın arkadaşı Bay Darcy’nin komşu gelişleri ile tamamen değişir.

Bayan Bennet'in tek düşüncesi büyük kızını, Mr Bingley ile evlendirmektir. Bayan Bennet'in bu düşüncesini uygulamak için kızını yağmurlu bir günde Bingley’in malikanesine göndermesi, kızı Jane'nin hastalanması ve ablasının hastalığı üzerine onun yardımına giden Elizabeth'in de Bay Darcy’nin ilgisini çekmesi ve sonrasında gelişen olaylar anlatılır. Gururun, aşkın önüne geçtiği romanda Jane'nin ve Elizabeth'in yaşamları karmakarışık bir hal alacaktır.

Yorum-9

Dönemi eleştiriyor; çünkü geçtiği yerde, yani dönemin İngiltere'sinde kadınların tek bir düşüncesi varsa o da evlilik. Millet kafayı evlilikle bozmuş resmen. Yirmisine girip de hala evlenmemiş kızlar yerin dibine sokuluyormuş o dönemler evde kaldı diye. Evliliğin en önemli şartıysa varlıklı birisiyle evlenmek! Ne güzel, di mi !?

Jane Austen'in hiç evlenmemiş olduğunu düşünürsek baş karakteri Elizabeth Bennet üzerinden söylediği cümleler az çok kendi bakış açısını yansıtıyor diyebilir miyiz acaba? Bence deriz, ben derim yani. Özellikle Elizabeth'in bu para hırsına gülüp geçmesi ve mantıklı düşünce yapısı zamanının çok ilerisinde, günümüze daha yakın bir profil çizmesine sebep oluyor. Mantıklı insanın hali bir başka. Tamam, biraz inatçlık ve dikbaşlılık da var.

Su gibi akıp gidiyor bu arada kitap. Ne ara bittiğini anlamadım. Bunda kısa kısa bölümlerden oluşması da etkilidir tabii de ben özellikle Austen'in akıcı dilini çok beğendim.

Kitabın birçok film ve dizi uyarlaması var. Ben en son çekilen Pride & Prejudice'i izledim. Hem yönetmeni Joe Wright başarılı bir uyarlamacı hem de yönetmen oyuncu işbirliği konusunda Keira Knightley ile acayip bir uyum yakalamış haldeler.

En başarılı oyuncu olarak da Darcy rolündeki Matthew Macfadyen'i seçiyorum. Kitaptan çıkmış gelmiş adeta, çok başarılı. Kendisini de hiç tanımıyordum, böylece tanışmış olduk. İkinci olarak da Mrs. Bennet rolündeki Brenda Blethyn diyeceğim. O da en az kitaptaki kadar iyiydi bana göre.

Yorum-10

Aşk ve Gurur, orjinal adıyla Pride and Prejudice (gurur ve önyargı) Keşke sonraki baskılarda da orjinal adına sadık kalıp, gurur ve önyargı diye bassalarmış. Çünkü bu isim kitap ve karakterlerle daha uyumlu. Elizabeth' in önyargısına ve Darcy' ın gururuna rağmen doğan muhteşem bir aşk. Aşk üzerine yazılmış en iyi kitaplardan biri sanırım. Böyle bir aşk ancak kitaplarda olur diyorsunuz ama yazar gerçek bir hikayeden esinlenmiş ve bu yüzden daha zevk alıyorsunuz. Okumayan arkadaşlara öneririm.

Gurur ve Önyargı Pdf

Gurur ve Önyargı Kitabından Alıntılar

Alıntı-1

"Sen bana, gerçekten sevilmeye değer bir kadının sevgisini kazanabilmek için daha başka erdemlere sahip olmam gerektiğini öğrettin."

Alıntı-2

En yakışıklı adamların bile paraya en az çirkinler kadar ihtiyaç duyduğu gibi acı bir gerçeği henüz göremiyorlar.

Alıntı-3

"Boşuna mücadele ettim. Faydası yok. Duygularım baskı tanımıyor. Size ne kadar hayran olduğumu, sizi ne kadar sevdiğimi söylememe izin verin."

Alıntı-3

Mary, "İyilik duygularının bu denli canlı oluşuna hayranım." diye fikir yürüttü. "Yine de içten gelen duyguları mantıkla yürütmek şarttır. Ve benim kanımca katlanılan güçlük eldeki amaçla orantılı olmalıdır."

Alıntı-4

Ama şu "deliler gibi sevmek" deyimi o kadar uluorta kullanılan, o kadar kuşkulu, o kadar anlamı belirsiz bir şey ki...

Alıntı-5

"Başkaları tarafından korkutulmayı kabul etmeyen bir inatçılığım vardır. Beni korkutmaya yönelik her girişim cesaretimi arttırır"

Alıntı-6

Bunun için özel bir yeteneğe sahip olmasına gerek yok. Çıkarı varsa ondan daha konuşkan bir dost bulamazsınız.

Alıntı-7

Düşündüklerim ile yazdıklarım arasında sürekli bir uyuşmazlık vardır, kalemim düşüncelerime yetişemez. Bu yüzden bazen mektup yazdıklarım hiçbir şey anlayamaz.

Alıntı-8

"Gerçekten sevdiğim pek az insan var; hele saygı duyduğum daha da az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor."

Alıntı-9

Benim de kusurlarım var, ama akılla ilgili olmadıklarını umarım. Yaradılışımı savunacak değilim.Sanırım pek sevimli değil.Herkesin çok hoşuna gidecek kadar değil. İnsanların ahmaklıklarını, kötülüklerini ya da bana yönelik kabalıklarını gereğince çabuk unutamıyorum. Kimse duygularımı kolay kolay kışkırtamaz. Yaradılışım için kinci diyebiliriz belki. Birinden bir kez soğuyunca ilelebet soğurum.

Alıntı-10

Gerçekten sevdiğim pek az insan var ; hele saygı duyduğum daha da az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum da artıyor ; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.

Gurur ve Önyargı Pdf indir

Made with Adobe Slate

Make your words and images move.

Get Slate

Report Abuse

If you feel that this video content violates the Adobe Terms of Use, you may report this content by filling out this quick form.

To report a Copyright Violation, please follow Section 17 in the Terms of Use.