Yağmur Sonrası Pdf Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar.

Yağmur Sonrası Pdf

Sarah Jio Yağmur Sonrası Kitabı Arka Kapak Bilgisi

II. Dünya Savaşının tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...

Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?

Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar.

1942 yazında, II. Dünya Savaşının en hararetli zamanında Bora Bora Adasında görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Greene karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir?

Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz?

Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jiodan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.

"II. Dünya Savaşında Pasifikin tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi."

Kristin Hannah

Sarah Jio Yağmur Sonrası kitabını aşağıdaki adresten pdf olarak indirebilirsiniz.

http://www.pdfkitaplariindir.com/yagmur-sonrasi-pdf-indir.html

Sarah Jio Yağmur Sonrası Kitabı İncelemesi

Romantik aşk romanlarının sevilen ismi Sarah Jio Yağmur Sonrası romanı ile yine okurlarına mükemmel bir duygusal aşk hikayesi sunuyor.

Anne Calloway savaş zamanında hemşirelik yapmış ve yaşadıklarının acısı ile yıllardır depresyonda olarak yaşamış yaşlı bir kadındır. Yıllardır ne yaparsa yapsın hafızasından yaşadığı anıları bir türlü silememiş ve bunun acısı ile yaşamıştır. Bir gün eline bir mektup geçer ve geçmişi daha da canlı olarak karşısına çıkar. Fakat bu kez acı çekmek yerine içinde bir umut yeşermiştir.

Anne 2. Dünya Savaşı sırasında Bora Bora adalarında görev almış bir hemşiredir. Savaş tüm şiddeti ile devam ederken görevi onu sevgili nişanlısından ayırmış ve bu adaya sürüklemiştir. Fakat biricik aşkı olan nişanlısını kendisinden ayıran savaş ona yeni bir aşk vermiştir.

Westry Greene Bora Bora’da görevli yakışıklı bir askerdir. Anne ile tanışması ile savaşın acımasızlığının yerini karşı konulamaz bir aşk alır. Fakat aşık olduğu kadın nişanlıdır ve savaş tüm hızı ile devam etmektedir. Anne ile olan aşkını gizli olarak yaşar. Onlar için her şey yolunda giderken beklenmedik bir cinayet işlenir ve aşıkları birbirinden ayırır.

Bu ayrılık yıllardır Anne’nın vicdanını sızlatmaktadır. Son aldığı mektup ile bu ıstırabı sona erdirme şansını yakalar ve tekrardan Bora Bora adasının yolunu tutar. Hem geçmişin acılarını sonlandırmak ister hem de içinde kaybolmayan aşkı sonunda yaşamak.

Sarah Jio, Yağmur Sonrası romanı ile sizi yine kalbinizin derinliklerinden vuracak diyebiliriz. Mükemmeş aşk hikayesini okurken hem duygulanıyor ve gözyaşlarınızı tutmakta zorlanıyorsunuz hem de aşkın gücü karşısında çok etkileniyorsunuz.

Sarah Jio’nun Yağmur Sonrası romanında hikaye günümüzde başlıyor. Artık yaşlanmış olan ve geçmişteki aşkını kalbine gömmüş olan Anne bir gün onu geçmişine götüren bir mektup alır. Mektup onu geçmişte bıraktığı Bora Bora adalarına çağırıp bir gizemi çözmesini istemektedir.

Anne 1940’lı yıllarda evlilik hazırlıkları yapan genç ve mutlu bir kızdır. Tam düğün arifesinde en yakın dostu olan Kitty’nin ani bir karar ile gönüllü olarak Bora Bora’daki birliğe hemşire olarak gideceğini öğrenir. Anne’nin zaten aşkının yeterince tutkulu olmadığı için şüpheleri vardır ve arkadaşının yalnız gitmemesi bahanesi ile düğünü erteleyip arkadaşı ile birlikte Bora Bora adalarının yolunu tutar.

Birliğe varmaları ile birlikte askerler ile kaynaşmaları bir olur. Anne de Westry adında bir asker ile tanışır. İkisinin yolları birliğin yakınlarında tam sahil boyunda terk edilmiş ufak bir kulübede kesişir. İkili burayı onların gizli buluşma yeri olarak belirler ve biri olmadığında birbirlerine mektup bırakabilecekleri gizemli bir saklama yeri de belirler. Böylece aşkları bu kulübe de yeşermeye başlar ve zamanla birbirlerine sırılsıklam aşık olurlar.

Diğer taraftan Anne’nin arkadaşı Kitty aşk konusunda o kadar şanslı değildir. Askerlerden birinden hamile kalır ve tabi babası çocuğu istemez. Bunun üzerine doğan bebek ada sakinlerinden birisine verilir. Kitty bu olaydan sonra tamamen değişir ve Anne’ye çok soğuk davranmaya başlar.

Anne ve Westry bir gün yine ortak noktalarında zaman geçirirken dışardan sesler duyarlar. İkisi de bir cinayete tanık olurlar fakat Anne katilin yüzünü görememiştir. Westry de kimseye bir şey söylememe konusunda kararlıdır. Anne buna bir anlam veremez ve suç aletini ondan gizli bir şekilde saklar.

Birlik acil olarak adadan ayrılıp Avrupa’ya gitmesi gerekir. Westry onlar ile birlikte Avrupa’nın yolunu tutar. Anne ise evine geri döner. Yakın dostu Kitty de hemşire olarak Avrupa’ya gider. Anne Westry’den haber alamayınca ertelenen düğün gerçekleşmeye başlar fakat tam düğün öncesi Anne bir telefon alır ve Westry’nin çok ağır yaralı olduğunu öğrenir. Hemen Paris’e giderek onu görmek ister fakat Westry onu istemez. Bunun üzerine Anne aşkını kalbine gömer ve yapması gereken evliliği yapar.

Anne hatıraların canlanmasından sonra mektuptaki kişiyi bulmak üzere yıllar sonra yeniden Bora Bora adasına geri döner. Burada gizemli cinayetin çözülmesine yardımcı olur. Cinayet çözüldükçe de geçmişten gelen gizemler ve sürprizler de bir bir ortaya çıkar. En önemlisi ise Anne’yı o kulübe de bekler…

Yağmur Sonrası Oku

Sarah Jio Yağmur Sonrası Kitabı Okuyucu Yorumları

Yorum-1

Masal okumayı ve dinlemeyi seviyorum. Çocukluğumda canım annem bana hem çok masal anlatırdı, hem okurdu, hem de masal kitapları satın alırdı…Henüz okumayı bilmiyorken bile, çok fazla masal kitaplarım vardı. Grimm Kardeşler, Andersen, Şarl Pero, Vladimir Suteev çok sevdiğim masal yazarlarından bir kaçı sadece… Masallar sihirli bir dünyanın kapılarını aramışlardı ve ben o dünyada bir süreliğine kaybolmayı bayılıyordum…Hele bir masal vardı ki çok çok güzeldi…Bu güne kadar kime sorduysam, hiç kimse, o masalı bilmiyor…Wilhelm Hauff’tan - Küçük Mouk. Annem nasıl bulabiliyordu, kimseciklerin bilmediği en güzel masalları!.. Küçük Mouk’un sihirli terlikleri vardı, istediği yere saniyede ulaşabiliyordu…İncirler, kocaman kulaklar ve altın bulan sihirli bir sopa…Çocukluğumda o sihirli terliklerden bir çift ben de bulmayı hayal ediyordum…Masallar çocukluğumun önemli parçasıydı, o zamanlar televizyon yoktu, telefon yoktu, bilgisayar yoktu…Kitaplar vardı. Böyle başladı kitaplara karşı olan sevdam.

Masallar bana çocukluğumu hatırlatıyor o yüzden, hâlâ okumayı seviyorum. Çocuklarım küçükken, onlar için de çok masallar almıştım. Öyle büyük coşkuyla satın alıyordum gördüğüm her masal kitabını ki, eşim, kendim için mi, yoksa çocuklarım için mi satın aldığımı bir türlü karar veremiyordu.

En son okuduğum roman, yetişkinler için bir masal gibiydi ve beni bu uzun girizgahı yazmama neden oldu. Komşu arkadaşım Aygün kitabı devretti ve o kadar çok övdü ki ben de merak edip okumak için ondan ödünç aldım.

Güzel bir masaldı okuduklarım… Her masalda olduğu gibi, iyiler, kötüler vardır…

Romanın orijinal ismi, THE BUNGALOW…Bora Bora adalarında, ikinci dünya savaşı zamanında, sahilde, ağaçların içinde gizlenmiş küçücük bungalov, romanda en çok sevdiğim kısımdı…Bungalovda oluşturulan posta kutusu ve iki genç âşığın, kendileri uydurduğu isimlerle imzalanan mektuplar…

Vincent Van Gogh en çok sevdiğim ressamdır…Hayatını okumuştum yıllarca önce ve Paul Gauguin ( Pol Gogen ) ismini o biyografik romanında duymuştum. Van Gogh, Paul Gauguin’den resim dersleri aldığını öğrenmiştim. Haliyle ben de o ressamı araştırmıştım , tablolarını incelemiştim ve onun biyografisini edinmiştim. Zamanım olmadı Gaugin’in hayatını okumaya…Yamur Sonrası romanı, Paul Gauguin’i konu etmiş ve bu motif çok hoşuma gitti. Merak ettiğim, fakat okuyamamış olduğum Cauguin’in biyografik romanı anımsadım.

Yorum-2

Aslında bitmesin diye baya uğraştığım bir kitap oldu .Lakin her güzel şeyin bir sonu vardır , bu kitapta onlardan bir tanesiydi .

Öncelikle kitabın çevirisi çok akıcı ve kitapta kelime hatası bile yok, desem yeridir. Kitap zaten kapağıyla bile beni gel oku diyen bir kitap . Yazı puntosu tam istediğim gibi, aralarda bazen duraklamak için konulan ı semboller kitabı daha rahat okunacak bir kıvama getirmiş . Bu saydıklarımın hepsi , bu kitapta emeği geçen kişilerin titiz bir çalışmayla bu kitabı ortaya koyduklarının bir göstergesi .

Kitabın konusuna kısaca değenirsek , nişanlı olan bir kızın (Anne Calloway) , İkinci Dünya Savaşı esnasında arkadaşı Kitty ile birlikte Bora Bora adlı bir adaya gönüllü hemşire olarak gitmeleri , bu ada da başlarına gelen olaylar, savaşın acı yüzü , arkadaşlık –dostluk ilişkileri , ailevi bağlar, aşk , fedarkarlık , ada da esarengiz bir şekilde gerçekleşen bir cinayet ve bu cinayet sonrasında gelişen olaylar ve en önemlisi de aradan ne kadar zaman geçerse geçsin aşkın gücünün kaybolmadığını , umudun her zaman var olduğunu , yazar SARAH JİO , çok güzel bir şekilde olayları birbiriyle harmanlayarak ve arada hiçbir kopukluk olmadan , film tadında biz okuyuculara aktarmış .

Ben kitabı okurken aynı zaman da kitabı yaşadığımı da hissettim . Bu çok nadirdir benim için, kitabı okurken aynı zaman da yaşamak . Dediğim gibi kitap bir film tadında idi .Bu yüzden öncelikle yazarını tebrik ediyorum sonrasın da ise bizi bu yazarla tanıştırdığı ve özenli çalışmayla bu kitabı bizlere sundukları için ARKADYA YAYINLARI’NA teşekkür ü borç bilirim .

Yorum-3

II. Dünya Savaşının tam ortasında yaşanan yasak aşk ve işlenen korkunç bir cinayet...

Umut tükenmiş gibi görünse de ikinci şans her zaman vardır... Ya yoksa?

Anne Calloway ne kadar çabalasa da yetmiş yıldır peşinden gelen anıları bir türlü aklından silemiyordur. Bora Bora Adasından adına gelen gizemli bir mektup ise adeta kapanan yarasını yeniden açar.

1942 yazında, II. Dünya Savaşının en hararetli zamanında Bora Bora Adasında görev almak için orduya hemşire olarak katılan Anne, genç, güzel ve nişanlı bir kadındır. Ancak orada hiç hesap etmediği bir durumla karşılaşır. Aşk… Kalbini tutkuyla dolduran, yakışıklı asker Westry Greene karşı koyamaz. Kısa sürede aşkları, adadaki amber çiçekleri gibi filizlenirken, sazdan çatısı olan bir bungalovun altında gizli bir dünyayı paylaşırlar. Ta ki bir gece tüyler ürperten bir cinayete şahit olana kadar... Savaş rüzgârıyla ayrı yerlere savrulan çift, bir daha asla bir araya gelemez. Peki Anne, onca sene sonra çıkagelen bu mektubun izinden gidip taşıdığı vicdan azabını sonlandırabilecek midir?

Ya siz, araya zaman, mekân, kişiler girse de gerçek aşkın peşinden gitmeye cesaret edebilir misiniz?

Mart Menekşeleri ile gönüllere taht kuran Sarah Jiodan muhteşem bir başyapıt... Yağmur Sonrası ile tutkunun zaman tanımayan öyküsünü okurken, gözyaşlarınıza hâkim olamayacaksınız.

"II. Dünya Savaşında Pasifikin tam ortasında kalan, yürek burkan muhteşem bir aşk hikâyesi."

Kristin Hannah

Yorum-4

Bu kadının kalemine aşığım..

Bu romanında da alıp beni 1942'ye ikinci dünya savaşının ortasına bora bora adasına götürüp orda bıraktı. Aşk, cinayet, sırlar tek solukta okuduğum bir kitap daha. Sarah jıo 'nun sihirli kaleminden cıkan soluk kesen bir roman daha. Kesinlikle okunmalı söyliycek fazla şey yok.

Sırlar er yada geç açığa çıkar. Ama aylar sonra ama yıllar sonra. Ve birbirini seven iki kalbi en yakın dostta ayıramaz araya giren zamanda. Eğer o iki kalp gercekten birbirine bağlıysa bir gün bir yerde mutlaka karşılaşırlar. Lanet sihrini yitirir tüm sır perdeleri aralanır. Ve lanetlenenlerin üzerinden kalkan tozlu bulutlar beraberinde sırların üzerindeki tozları da ortadan kaldırır. Bazen bir çiçek, bazen de bir tahta parçası hafızanızı canlı tutar tıpkı anne'nin tuttuğu gibi...

Kitabı özetlemek gerekirse..

İki genç hemşirenin anne ve kitty'in 2.dünya savası esnasında bora bora adalarına gönüllü olarak göreve gitmesiyle başlar. Anne nişanlıdır ve gerçek aşkı merak eder. Orada yakışıklı bir askerle tanışır buldukları bungolov'da birbirlerine yakınlaşırlar. Bir cinayet işlenir. Bungalov ada halkına göre lanetlidir. Aşkı iliklerinize kadar hissetmeye hazırmısınız. Şiddetle okumanızı tavsiye ederim..

"Umut tükenmiş gibi görünse de

İkinci şans her zaman vardır..

Ya yoksa?

Umudunuzu kaybetmemeniz dileğiyle.

Yorum-5

Uzun zamandır böyle güzel kitap okumamıştım. İyi oldu. Bi oturuşta bitti denecek kadar güzeldi.

Öneririm, önerdim de… Kaçırmayın bu kitabı.

Önce kısa bir başlangıç vardı. Sonra yaşlı kadın’ın o geçmişi…

Çok çok eskilere gidiyoruz ve Anne Calloway’ın arkadaşlık,aşk ilişkilerini okuyoruz.

Nişanlanmasına az kala, yakın arkadaşı Kitty ile Bora Bora adasına hemşire olarak giden Anne,orda bir askerle tanışır.Ve bu yakışıklı asker ile bir yer keşfederler. Bir bungalov denilen eski bir ev. Oranın şahitliği ile devam eden aşk, bi süre sonra bi kaç engele takılır. Peki onca yıl engel mi aşka? Bence değil.

Çok fazla anlatmak istemiyorum. Çünkü büyüsü bozulabilir kitabın. Diyeceğim,okuyun…

Ayrıca ordaki diğer hemşirelerin aşkları,kayıpları,dönüşleri derken kitap ayrı bir hava alıyor…Bayıldıım ah bayıldım.

Yorum-6

Yağmur Sonrası'na klasik bir aşk romanı olarak bakmak haksızlık olur. Temelde aşk, ihanet ve umut üzerine kurulu bir roman gibi görünen kitapta işlenen savaş olgusu konuya apayrı bir tat vermiş. Savaşın insan hayatını hangi boyutta ve ne kadar olumsuz etkilediği noktası her sayfada kendini hissettiriyor. Sarah Jio, okuru hiçbir zaman yormayan o kendine has üslubunu ve aşk, savaş, dostluk gibi nice olguyu bu kitapta harmanlayarak olayları, durumları son derece akıcı ve etkileyici bir biçimde sunmuş.

Konunun II. Dünya Savaşı yılları ve günümüz olarak iki aşamalı şekilde anlatıldığı kitapta ana karakterimiz Anne Calloway. Varlıklı bir ailenin kızı olan Anne hemşire ve savaş sırasında ülkesine yardımcı olabilmek için geride nişanlısı ve ailesini bırakarak kilometrelerce uzağa Bora Bora Adası'na gidiyor. Ada hayatının ilk gününden son gününe ve yıllar sonrasına ait olayların anlatıldığı kitap sadece tutkulu bir aşkı anlatmıyor savaşın insana neler kaybettirebileceğini de gözler önüne seriyor.

Yorum-7

Bence sarah jio'nun diğer kitaplarına nazaran en iyisi bu idi. Tür aynı, üslup aynı, konu farklı ama hep aynı sürükleyicilik. Sadece tek bir kişiye aşık olunabileceğini ve diğerlerinin sadece teselli olduğunu çok iyi anlatıyor.

Yorum-8

Düşük riski ile yatmış bir arkadaşıma, aynı sorunları paylaşan bir başkası sormuştu, "sence ne okumalıyım" diye, cevap netti, "kesinlikle Sarah Jio". Olay tamamen bu. Ne anlatırsa anlatsın, konu ne olursa olsun, kitaplar size sarı sıcak hisler bırakıyor. Okurken illlaki sımsıcak sarı bir güneşin altında imiş gibi içiniz ısınıyor.Kitap bittiğinde ise, bir oh çekiyorsunuz. "İyi ki okudum" diyorsunuz.Yağmur sonrası aslında dramatik bir kitap, çoklarını da ağlatmış. Ben de bu hisleri pek uyandırmadı ama hislerim belli. "İyi ki okudum"

Yorum-9

Bu kitap şu ana kadar okuduğum romantik kitaplar arasında en iyilerden. Kitabın dili sade ve akıcı. Kitap edebi değerden uzak, boş, hiçbir şey anlatmayan, hiçbir şey öğretmeyen aşk romanları gibi değil. Kitabı alıpta ilk sayfalarını okumaya başlayınca vıcık vıcık aşk romanı diye düşünsem de ileri ki sayfalarda yanıldığımı farkettim. Ara sıra savaşlara farklı açılardan bakmak savaş kavramını daha iyi anlamamızı sağlıyor. İşte bu kitapta da şavaşın gerisindeki hemşirelerin gözünden savaşı görmemizi sağlıyor. Tabi bu kitabı okuyan çoğu okur savaşı anlamak için değil de içinde ki aşk için okuyor. Zaten ne zaman çok okunmuş ki içinde aşk olmayan kitaplar! Bu yüzden piyasada boş beleş aşk kitapları çok satan raflarda dolanıp duruyor.

Biraz da kitabın içeriğinden bahsedeyim. Kitapta Anne adlı karakter arkadaşıyla bir adaya ikinci dünya savaşı nedeniyle hemşire olarak gidiyor. Anne gitmeden nişanlısına gelince evleneceklerine söz veriyor. Bu sözü tutmamak için elinden geleni yapacak olması beni nedense ileri ki sayfalarda hiç şaşırtmadı. Şimdi diyeceksiniz, bu ihanet olmasa kitapta konu kalmaz. Tamam kabul ediyorum. Zaten bunlar gerçek hayatta da yaşanmış. Yazar da kurgusallaştırıp yazmış. Ama bunu gerçek hayatta düşününce deli oluyorum. Bu batı toplumlarında neden hep böyle! Hep bir eşlerini aldatma, boşanma, ihanet... Nefislerine hakim olamayan topluluklar bildiğin. Hayvan mıyız ki hakim olamıyoruz nefislerimize! Biz insanız öyle hep duygularımızın hayatımıza yön vermesine izin veremeyiz. Bir söz verilmişse o söze ihanet edilmez. Bak birinci dünya savaşı zamanındaki bizim Türk toplumumuza. Savaştan dönmeyen eşini yıllarca bekleyen kadınlar görürsün. Hep ümit etmişlerdir bir gün gelecekler diye. İşte bu sadakattir. Kitapta ise daha adaya ayak basar basmaz tüm hemşirelerin gözü erkeklerde, tüm askerlerin gözü de hemşirelerde. Daha sonra da ne hikmetse hepsi de hayatlarının aşklarını(!) buluyorlar o adada. Aaaa ne tesadüf değil mi(!) Daha bir yıl bile geçmeden nişanlısını aldatma yetkisini bulabiliyor baş karakter. Nişanlısı cephede evliliklerinin hayalini kurarken, o bencillik yapıp nefsine uyup hayatımın aşkı diyerek başka erkekle birlikte olabilmeyi kendine hak sayabiliyor. Kimse bana ama seviyorlar birbirlerini falan demesin. Bir insanın nişanlısı ya da eşi olduktan sonra bir daha bakmaz etrafına. Güvenmiyorsan kendine vermeyeceksin söz. Adaya geldiğin an gözün eğlencede olursa da ağlamayacan artık karnındaki bebeği başka aileye vermek zorunda kaldığın için.

Biraz ağır eleştiri oldu. Neyse dediklerime çok bakmayın. Gençtirler yapmışlardır hata deyip geçelim bu konuyu. Alıp okuyun derim. İyi bir üslupta yazmış yazar. Okuru da sayfalar ilerledikçe şaşırtabilmeyi başarmış. Bence başarılı bir yazar. Altı saatinizi bu kitaba verirseniz pişman olmazsınız diye tahmin ediyorum.

Yorum-10

Kitaptaki karakterleri fazlasıyla gerçeksi bulduğum için bir solukta bitirdiğim kitap. Aşk ve ya ahlak kusması olmadan romantizmi veren bir kitap ve yazarın kullandığı dil sanki bir film izler gibi zihin çarklarımın dönmesine ve kitaptaki imgelerin hayal aleminden çıkıp boyut kazanmışçasına beni ele geçirmesini sağlamıştı ki ben bu hissi modern yazarlarla uzum zamandır hissedemiyordum. Tekrar elime geçse hiç durmam yine okurum.

Yağmur Sonrası Pdf

Sarah Jio Yağmur Sonrası Kitabından Alıntılar

Alıntı-1

Orada bir savaş olduğuna inanmak çok zor. Dünyanın bu köşesi, yok edilemeyecek kadar güzel.

Alıntı-2

"Yoksul ailelerin erkekleri milli bir amaç uğruna savaşmak zorundayken, ayrıcalıkli bir azınlığın anlamsız sebeplerden ötürü bir kenara sıyrılması hiç adil değildi."

Alıntı-3

Westry aniden bir adım geriledi. "Kendine bir bak," dedi. "Rüya gibisin. Fotoğrafını çekeceğim." Sırt çantasından bir fotoğraf makinesi çıkardı ve duvara yaslanmamı söyledi. "İşte," dedi, flaş patladıktan sonra. "Mükemmel."

"Şimdi sıra sende," diyerek fotoğraf makinesini elinden aldım." Ben de senin fotoğrafını çekmek istiyorum. Bu geceyi, bu anı hatırlamak istiyorum."

Westry kabul etti ve tıpkı benim yaptığım gibi duvara yaslandı. Objektifin ardından gözlerine bakıp düğmeye basmadan önce bu anı sonsuza dek hatırlamayı umuyordum.

Alıntı-4

Yakındaki bir ağaç dalından düşen şarap rengi iki yaprak, sonbahar rüzgârıyla bir süre farklı yollarda dans etti ve sonra yavaşça yere süzülerek ıslak zeminde yan yana yerlerini aldı.

Alıntı-5

Bana sımsıkı sarıl, yaptığın büyünün etkisi geçmeden...

Beni öptüğünde cennet iç çeker,

Ve gözlerim kapalı olsa bile, toz pembe görürüm hayatı,

Beni bağrına bastığında, bambaşka bir dünyaya giderim güllerin çiçek açtığı,

Ve sen konuştuğunda melekler şarkı söyler

Alıntı-6

Sanki uzaklardaki bir saatin tik-taklarını duyuyor gibiydim. Bu saat, alıştığımız dünyanın hızla ani bir sona yaklaştığını hatırlatıp duruyordu.

Alıntı-7

Yeniden yirmi bir yaşında olmayı istedim. Yanımda Westry'nin oturmasını ve her şeye bu noktadan yeniden başlamayı...

Alıntı-8

Biriyle aşkını paylaştığın zaman bu bir süreliğine de olsa ,onu daima kalbinde taşırsın.

Alıntı-9

Değerini bilen gözlerle, Gerard'a baktım. Beni seviyor. Beni daima sevecek. Bu, bir ömür boyu yeter.

''Evet,'' diyerek acımı, geçmişimin izlerini içime gömdüm ve Gerard'ın uzattığı elini tuttum.''Hazırım.''

Ayağa kalktığımda, altın madolyonum boynumda sallanarak bir kez daha kalbimin üzerine yerleşmişti.

Alıntı-10

Issız kumsal,sanki sonsuzluğa uzanıyor gibiydi. Suya biraz daha yaklaştım. Denizin değdiği serin kumu ayağımda hissetmek, hoşuma gitmişti. Attığım her adım ardımda küçük bir iz bırakıyordu

Yağmur Sonrası Pdf indir

Made with Adobe Slate

Make your words and images move.

Get Slate

Report Abuse

If you feel that this video content violates the Adobe Terms of Use, you may report this content by filling out this quick form.

To report a Copyright Violation, please follow Section 17 in the Terms of Use.